Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      BIST
    • DOLAR
      Dolar
    • EURO
      Euro
    • ALTIN
      Altın


M. Adil Çetin


Facebookta Paylaş









TÜRKÇE BİLİNCİ
Tarih: 27-12-2017 08:13:00 Güncelleme: 27-12-2017 08:13:00


       Antakya Hassalılar Derneği'nin aylık Salı sohbet toplantılarının 2016 yılı Mayıs ayının konuşmacı konuğu Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Abdurrahman YİĞİT'ti. Konuşmanın konusu ise "Türkçe Bilinci". Hocanın Türkçeye olan hassasiyetini yakından biliyordum. Onun için ana ve resmi dilimiz Türkçe hakkında konuşmasını istemiştim. Hatta Antakya'daki tabela kirliliğine dikkat çekmek için benden esnafların tabelalarının fotoğraflarını çekmemi istemiş ben de bol miktarda yabancı kelimelerden oluşan tabela fotoğrafları çekip vermiştim. Sunumda bu fotoğrafları da kullanmıştı. Sık sık buluşarak sohbet ettiğimiz değerli insan Prof. Dr. Abdurrahman YİĞİT, 2017 yılının başında Mustafa Kemal Üniversitesi'nden emekli olup ilimizden ayrıldı. Kendisine sağlık ve huzur içerisinde bir hayat diliyorum.

     Sayın Prof. Dr. Abdurrahman YİĞİT, ana dilimizin ve resmi dilimizin Türkçe olduğunu ve herkesin Türkçeye karşı duyarlı olması gerektiğini vurgulayarak başladığı konuşmasını slayt gösterisiyle takviye etti. Türkçe'nin yabancı kelimelere karşı korunması, yeni kelimelerin Türkçenin yapısına uygun türetilmesinin gerektiğini, Türkçenin doğru yazılması ve kullanılması hususunda her kuruma, herkese görevler düştüğünü ifade etti. Yabancı kelime kullanmanın bir özenti halinde yaygınlaştığını, Türkçesi varken yabancı kelimeyi kullanmamak gerektiğini, başka türlü dilimizi koruyamayacağımızı dile getirdi. Bilge Kağan'dan Atatürk'e ve günümüze kadar önemli şahsiyetlerin Türkçe hususunda söylediklerinden örnekler sundu. Özellikle günümüzde hat safhaya ulaşmış durumda olan yabancı levhalara dikkat çekti. Gerek Türkiye'de gerekse Türk dünyasında birliğimizin birinci şartının dilde birlikten geçtiğini, dilde birliği sağlayamadığımız takdirde ayrışmaların başlayacağını söyledi.

       Sayın Prof. Dr. Abdurrahman YİĞİT konuşmasının bir bölümünde şunları söyledi: "Dil ekmek gibi, su gibi günlük hayatımızın içindedir. Soluduğumuz hava gibi bizi sarar; ama onun varlığının hemen hemen hiç farkında olmayız. Bir an düşünün: Havasız yaşayabilir miyiz? Dilini hiç bilmediğiniz bir ülkede nasıl yaşardınız? Aslında insanlığın en büyük buluşu olarak dile, daha çok ilgi göstermemiz gerekir. Çünkü insanlarla aramızdaki en önemli köprü, dildir. İnsanları, düşüncelerini, dil aracılığıyla anlarız, kavrarız. Dil aracılığıyla ifade ederiz, kendimizi. İşte dilin önemi burada ortaya çıkıyor.
"Türkçemizi niçin doğru kullanmalıyız" sorusunun cevabı da burada. Dili doğru kullandığımızda, o iyi bir iletişim aracıdır; yanlış kullandığımızda ise kötü bir iletim aracı! Biz dili ne kadar iyi tanıyor, dili ne kadar iyi kullanıyorsak, iletişimimiz o kadar iyi olacaktır.
Düşüncelerimizin doğru anlaşılmasını istiyorsak, bunun en kestirme yolu, dile hâkim olmaktır. Dil üzerinde düşünür ve dili bir düşünce odağı gibi kabul ederseniz, dilin düşünce dünyamızı da zenginleştireceğini göreceksiniz.
Ben bir dilbilimci değilim. Ama Türkçe hepimizin ana dili… Ve her birimizin Türkçemizde karşılaşılan yozlaşmaya ve dilin yanlış kullanımına duyarsız kalmaması gerektiğini ve bu konuda sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Çünkü çevremizde bizi örnek alan insanlar var. Onlara yanlış örnek olmak bize yaraşmaz.

Bugün soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun ve aldığımız besinlerin kirliliğine karşı gösterdiğimiz duyarlık kadar, en önemli iletişim aracı olan dilimizin de duruluğuna duyulan ihtiyaçtan söz etmek gerekiyor. Çevre kirliliğinden ne kadar rahatsız oluyorsak, aynı şekilde dil kirliliğine de karşı durmamız gerektiğini vurguluyorum. Türkçe alanında uzman dil bilimcilerinden çok şey öğrenmemiz gerektiğini belirtmek istiyorum."

     Türkçeye sahip çıkma konusunda Tercüman gazetesinin 1979 yılında başlattığı ve birkaç sene devam ettirdiği bir kampanya vardı. Adı da "Yaşayan Türkçemiz" idi. Gazetenin bu sayfasında dil bilimciler, edebiyatçılar, Türkçeciler, yazarlar, şairler, akademisyenler Türkçe hakkında yazı yazdılar. Türkiye'de bir bilinç oluşturdular. Çok etkili olmuştu. Daha sonra Tercüman gazetesinde bu yazılanlar "Yaşayan Türkçemiz" adı ile üç ciltlik kitap haline getirilerek yayınlandı. Bu "Yaşayan Türkçemiz" adlı yayının daha başında şöyle deniyordu: "Milletimizi millet yapan bütün değerleri korumak ve yükseltmek davasının sahibi olan Tercüman gazetesi, 19 Aralık 1979'dan başlayarak milyonlarca okuyucu huzuruna YAŞAYAN TÜRKÇEMİZ adlı bir sayfa ile çıkmıştır.
Yayımı yıllar süren bir zaman kesiminde sunduğumuz bu sayfada Türkçemizin bütün meseleleri, ilim, sanat ve zevk ölçüleriyle ele alınacaktır. Dilimizin içine düşürüldüğü açmazlar, kısırlıklar, saptırmalar, yanlışlar ve doğrular, üniversitelerimizin Edebiyat Fakültelerine mensup dil bilginleri tarafından ortaya konulmuştur.

       Dilimiz, onu yapan milletten uzaklaştırılmış, geçmişimizden ve dış Türklerden koparılmış, üzerindeki bütün doğruluk, yanlışlık, imlâ, kelime, cümle kaidesi kontrolleri kaldırılmış olarak bugün en buhranlı çağını yaşamaktadır."
Son zamanlardaki bu dil kirliliğine karşı buna benzer bir kampanyanın başlatılması gereğine inanıyorum. Her türlü yabancı kelimeye Türkçe karşılık bularak yabancı kelime istilasından kurtulmamız gerekir. Yozlaşmanın ve emperyalizmin en büyük aracı dildir. Bu yabancı kelime Arapça da olabilir, İngilizce de olabilir veya herhangi bir yabancı dil olabilir. Ama Türkçenin yapısına uygun, uydurukçaya kaçmadan, gülünç duruma düşmeden, çok fazla yerleşmiş kelimeleri hedef seçmeden yapılmalıdır. Özellikle yabancı kelime kullanma ya bilgisizliğin, ya da bir karmaşıklığın, aşağılık duygusunun, güvensizliğin dışa yansımasıdır. Bazı kişiler "Bak ben sizden farklı bir dil kullanabiliyorum, sizin anlayamayacağınız kelimeleri biliyorum, dolayısıyla sizden farkım var benim" demeye getirerek karşısındakilerden üstün olduğunu ifade etmeye çalışıyorlar.

      Dilimize giren yabancı kelimelerin yerine Türkçesini tercih etmemiz gerektiği hakkında bir şiiri paylaşmak istiyorum.

       TÜRKÇE

İş Türkçeye gelince
Olamaz senlik, benlik…
"Festival" de ne demek!..
"Şenlik" diyelim "şenlik"…

Kimse yapamaz artık
"Ambulans"la aranı…
Yeter, bıktım; kurtarın
Lütfen "cankurtaran"ı!..

Emekler gitmez boşa
Türkçesi gelir hoşa.
"Duble" demek, ne demek!..
"Çift" var, "koşa" var, "koşa"…

İstanbul Maçka/Taşlık
Yollar çamur ve yaşlık.
"Antet"i bırakalım
"Başlık" diyelim, "başlık"

Aldı beni bir merak:
Neler getirdi kamyon?
"Kapuz"a gideceğiz
Yerinde dursun "kanyon".

Makine otomatik
Bilmezsin matematik.
"Hoş kokulu" kayboldu
Gelince "aromatik".

Düşleri hayra yorak
Güzel sesleri duyak.
"Vâdi"ye gidemem ben
"Koyak" isterim "koyak".

Belli sağ ve solumuz
Açılmıştır yolumuz.
"Branş"ı unutalım
Varken "şube", "kol"umuz.

Yaz bitti, geldi hazan;
Yeni tutuldu sazan.
"Demagog"a aldırma
"Lâfazan" var "lâfazan".

Nice yürekler yakar
Ondaki çapkın bakış.
"Depar"ı boşlayalım
"Çıkış" diyelim "çıkış".

Eser değil o resmen
Döküntüdür döküntü.
"Depresyon" yere batsın
Durur iken "çöküntü".

Su dökmeyin külüme,
İyi bakın gülüme.
"Departman"a uğramam
Gideceğim "bölüm"e.

Karpuz aldım: Yarmaca,
Lâhanayı sarmaca.
"Potpori" de ne demek!
"Karmaca" var, "karmaca".

Lâle, sümbül biçerek
Soğuk sular içerek.
"Klib"i terk eyledik
"Görüntü"yü çekerek.

Dediklerine bir bak:
Türkçe değil yarısı!..
Kötü konuşan dili
Soksun eşek arısı!..

Aydil EROL





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Hatay'da
    Cumhurbaşkanı Erdoğan Hatay'da
  • Reyhanlı'ya roket düştü
    Reyhanlı'ya roket düştü
  • Kavunun bilinmeyen faydaları
    Kavunun bilinmeyen faydaları
  • CUMHURBAŞKANI HATAY'DA
    CUMHURBAŞKANI HATAY'DA
  • Kırıkhanspor 0 - Manisa BŞB.SK 2
     Kırıkhanspor 0 - Manisa BŞB.SK 2
  • Dünyanın en güçlü orduları
    Dünyanın en güçlü orduları
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • SÜLEYMAN SOYLU KIRIKHAN HALKINA SESLENDİ
    SÜLEYMAN SOYLU KIRIKHAN HALKINA SESLENDİ
  • Kırıkhan Mesire alanı heba edilmemeli ve birilerine peşkeş çekilmemelidir.
    Kırıkhan Mesire alanı heba edilmemeli ve birilerine peşkeş çekilmemelidir.
  • Ahrazoğlu, Hatay’ın sorunlarını Meclis’e taşıdı
    Ahrazoğlu, Hatay’ın sorunlarını Meclis’e taşıdı
  • Hatay Tanıtım Filmi Türkçe
    Hatay Tanıtım Filmi Türkçe
  • Serhad Raşa - Mapusun İçinde Üç Ağaç İncir
    Serhad Raşa - Mapusun İçinde Üç Ağaç İncir
  • Hatay Devleti Belgeseli
    Hatay Devleti Belgeseli
VİDEO GALERİ
YUKARI