Kırıkhan Olay Gazetesi-Hatay'da Hızlı doğru tarafsız haberciliğin merkezi

BİRAZ TEFEKKÜR

BİRAZ  TEFEKKÜR
EKREM EMİR
EKREM EMİR( ekrem@kirikhanolay.com.tr )
10 Ocak 2019 - 8:38

Hangimiz daha güzel amel işleyeceğiz diye, imtihan edilmek üzere, Rabbimizin misafiri olarak gelmişiz dünyaya. Bu misafirhaneye gelirken, en üstün kabiliyetlerle donatılarak, bütün varlıkların en seçkini olarak gelmişiz. Gözümüzle görebildiğimiz en büyük varlıklardan, göremediğimiz en küçük varlığa kadar her şey hizmetimize verilmiş. “Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O’nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.” (Nahl suresi 16/12) Biz bir elma yiyebilelim diye, koskoca dünya güneş etrafında dönmekte, gece uyuyup dinlenebilelim diye, kendi ekseni etrafında, gürültü çıkarmadan, sarsmadan, kırmadan, dökmeden saatte 1670 km hızla dönmekte. Rengârenk çiçekler, burnumuza verdikleri kokularıyla bizi mest ederken, bu kokular buraya ait olamaz, olsa olsa cennete aittir dedirirken; gözlerimiz üzerlerindeki nakıştan, sanattan kendisini alamamakta ve şükür içinde; Rabbim, beni vâr etmeseydin, bu güzellikleri göremeyecektim dedirtmekte. Bir portakalı yemeye niyetlendiğimizde, daha elimize almadan rengindeki güzellik ile duygu ve duyularımıza hitap eder. Soymaya başladığımızda mis gibi kokusu yayılmaya başlar. Bu esnada ağzımızın suları akmakta, iştahımız giderek kabarmaktadır. Nihayet, dilim dilim sıralanmış, bir düzen içinde paketlenmiş olan portakalın bir dilimini ağzımıza attığımızda, ağzımızda bulunan ve her şeyin tadını ayrı ayrı ayırt edebilen bir et parçası olan dilimiz, portakalın tadını diğerlerinden tefrik eder. Buraya kadar olan gidişat bir nebze kontrolümüz altındaydı, ama her şey burada bitmedi. Portakaldaki, vücudumuz için gerekli olan vitamin ve mineraller nereye gitmeleri gerekiyorsa oraya doğru hareket ederler. Bu misal ile anlatmaya çalıştığımız şey, biz insanlara çok sıradan gelen bir fiilin, aslında ne kadar çok bize hitap eden yönünün olduğunu fark etmektir. Portakal yemek gibi basit bir fiilde bile Rabbimiz, sadece rızıklandırmakla kalmıyor, rengiyle, kokusuyla, tadıyla birden fazla duyumuza hitap ediyor. Ne kadar da az düşünüyoruz. “O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Câsiye suresi,45/13) Etinden, sütünden, gücünden yararlandığımız nice hayvan, emrimize verildiği için bize boyun eğmekte ve itiraz etmeden hizmet etmektedir. Köylerde inekleri genellikle annelerimiz sağarlar. Acaba biz ineklerden güçlü olduğumuz için mi kımıldamadan sütünü sağmamıza müsaade ediyor? Yükümüzü taşıyan at, eşek v.s gibi hayvanlar, biz onlardan güçlü olduğumuz için mi o kadar ağır yükün altına giriyor? Bizim, güç olarak, onlardan üstün olmadığımız açık. Demek ki bizi tanıyan, ihtiyacımızı bilen biri, onları, bize hizmet etmeleri ve ihtiyacımızı karşılamaları için emrimize vermiş. “Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar.” (Yasin suresi 36/72) Bütün bu varlıkların, Allah’ın emriyle hareket ettiği ve insanların onlara güç yetiremeyeceği, başka bir ayette şu şekilde ifade ediliyor. “Ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni’metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.” (Zuhruf suresi;43/13) Allah’ın bize verdiği nimetleri saymakla bitiremeyiz. Rabbimiz, İbrahim suresinde; “O, size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür! (14/34) buyuruyor. Rabbimiz bizi, sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini bilen, O’nu gerektiği şekilde tanıyan, O’na layıkıyla kulluk edenlerden eylesin. Âmin.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.