Kırıkhan Olay Gazetesi

KALBİ BAL OLANIN DİLİ ARI OLUR

KALBİ BAL  OLANIN DİLİ  ARI OLUR
Dicle Güzel
Dicle Güzel( dicle@kirikhanolay.com.tr )
27 Temmuz 2020 - 8:59

İnsanlar arasında aynı anda hem en zor hem de en kolay olan, iletişimdir. Bundan dolayıdır ki, genellikle bir şeyler anlattıktan sonra söylediğimiz ve klasikleşen “anlatabildim mi?”, “anladın mı?” sözcükleridir. Aslında aynı dili konuşan insanlar arasında ihtiyaç hissedilmemeli böyle sözcüklere…İnsanların birbirlerini anlamaları bu kadar zor olmamalı. Öncelikle anlamayı öğrenelim, sonrasında kendimizi ifade etme becerisini geliştirelim. Basit bir benzetme yapabiliriz. Bir insanın kalbi bal gibi tatlı ise dili arı demektir. Nasıl mı?Çünkü dil ile kalp arasında pozitif bir korelasyon vardır. Dil tatlılığını kalpten alır. Bakın tam da bununla ilgili öykümüz var sırada.Hadi bal tatında okuyup, arı gibi konuşalım.Uzun yıllar önce Çin’de li-li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır. Bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu, Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrede tepkiyle karşılanır. Bir kaç ay sonra bitmez tükenmez gelin – kaynana kavgalarından ev, o ve eşi için cehennem haline gelmiştir. Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın, doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ekstra hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kıza kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler.Sevinç içinde eve dönen li-li, yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün en güzel yemekler yapıyor. Kaynanasının tabağına azar azar zehri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgârları esiyordu. Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hissetti.Yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkânının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir yapması için yalvardı. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran li-li´ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı:- Sevgili li-li dedi, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça o da dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı; böylece siz gerçek bir ana-kız oldunuz.” dedi.- Eski bir Çin atasözü söyle der: “gül verenin elinde gül kokusu kalır.” Tatlı dil ve güler yüzün açamayacağı kapı yoktur.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.