Kırıkhan Olay Gazetesi-Hatay'da Hızlı doğru tarafsız haberciliğin merkezi

KALP KATILIĞI

KALP  KATILIĞI
EKREM EMİR
EKREM EMİR( ekrem@kirikhanolay.com.tr )
06 Aralık 2018 - 18:30
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla;
“Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.”(Bakara suresi:74)
Verdiğimiz ayette yüce Allah İsrailoğulları’nın durumunu dile getiriyor ve bir kalbin ne kadar katılaşabileceğini, imandan, hakikatten, iyilikten, güzellikten ne kadar uzaklaşabileceğini eşsiz bir misal ile dile getiriyor.
Korkarım İslam toplumu olarak bizler de böyle bir tehlike ile karşı karşıyayız. Neden bu kanaate vardığımızı, nefsimize ve etrafımıza baktığımızda çok açık bir şekilde göreceğiz.
Okuduğumuz, dinlediğimiz ayetler kalplerimizi titretmiyor, gözlerimizi yaşartmıyor, uykularımızı kaçırmıyorsa; okuduğumuz, sosyal ortamlarda paylaştığımız hadisler amellerimizde, ahlakımızda inikâs bulmuyorsa; dinlediğimiz nasihatlerin tesiri beş dakikadan fazla sürmüyorsa kalbimizi yoklamamız gerekiyor.
Ezanlar okunduğunda hamd olsun, Rabbim beni davet ediyor deyip huzuruna çağırmasının sevincini yaşamıyorsak; dökülen abdest suyu ile birlikte günahlarımızdan kurtulmanın hafifliğini hissetmiyorsak, adım adım huzura çıkmanın heyecanını yaşamıyorsak; Rabbimize en yakın olduğumuz anda secdede iken, yok Rabbim buradan daha güzel daha tatlı bir yer yok, bir ömür burada kalayım, günahkâr başımı buradan kaldırmayayım diyemiyorsak kalbimizi yoklamamız gerekiyor.
Gözümüz bir namahreme iliştiğinde “Mü’min erkeklere söyle:gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler…”(Nur:30) ayeti bize tesir etmiyorsa;Tesettüre gerektiği şekilde riayet etmediğimizde; “Mü’min kadınlara da söyle gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler,iffetlerini korusunlar,süslerini,kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar, baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar..”(Nur:31) ayeti bizde yeterince etki meydana getirmiyorsa kalbimizi yoklamamız gerekiyor.
Allah’ın kullarından bir kulun hakkına girdiğimizde rahatsızlık duymuyor, helalleşme yollarını aramıyorsak; gıybet ederken ölmüş kardeşimizin etini yemekten tiksindiğimiz gibi tiksinmiyorsak kalbimizi yoklamamız gerekiyor.
Peki, bu saydıklarımız, hatta fazlası da var bizde diyorsak, kalbimizin katılaştığını düşünüyorsak yok mudur çaresi? Kalbimiz hala çarpıyor ve nefes alıyorsak o zaman hala vaktimiz var demektir. Ümitsizliğe düşmemek gerektir. “De ki: “Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir.”(Zümer:53)
Kendisine bir adım yaklaştığımızda bize on adım gelen, yürüyerek gittiğimizde bize koşarak gelen bir Rabbimiz var. Nedamet duyup istiğfar ettiğimizde, mükellef olduğumuz farzları yerine getirdiğimizde, malayani şeyleri terk edip Kur’an’a ve Sünnet’e sımsıkı sarıldığımızda, dilimizi zikrullah ile tatlandırdığımızda taşlaşmış kalplerimiz yarılacak, içinden sular, ırmaklar fışkırmaya başlayacak ve o taşı eritecektir.
Rasûlullah (sav) buyurdular:“Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur; bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalbdir.” (Buhârî, Îmân 39; Müslim, Müsâkât 107, 108)
“Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın.” (Âl-i İmran:8).
                                                               EKREM EMİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.