Kırıkhan Olay Gazetesi

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET

KENDİNİ  GERÇEKLEŞTİREN  KEHANET
SEYFULLAH KAYMAN
SEYFULLAH KAYMAN( kayman@kirikhanolay.com.tr )
27 Mart 2019 - 8:24
Kendini gerçekleştiren kehanet terimi ilk olarak 20. Yüzyıl sosyologlarından Robert Merton tarafından ortaya atılmıştır. Mertonun 1949 yılında yayımlanan Sosyal Teori ve Sosyal Yapı isimli kitabındaki tanımına göre kehanet veya tahmin aslında yanlıştır fakat insanlar eylemleri ile bunu doğrulamaya çalışmaktadır. Modern yaklaşıma göre kehanet ne doğru nede yanlıştır fakat olasılıklar kişinin bilinçli veya bilinçsiz eylemleri ile olanaklı hale gelmektedir.
Birinci Hikaye:Kendini gerçekleştiren kehanet, olması düşünülen bir durum veya eylemin gerçekliğe dönüşmesi durumudur. Örneğin “bugün sanırım çok kötü bir gün geçireceğim” düşüncesine kapılan bir kişi isteyerek olmasa da bilinçaltına yerleşen bu düşünce dolayısı ile eylemlerini negatif yönde etkiler ve kötü bir gün geçirir.Kişinin kendisine duyduğu güven sürekli olarak artıp azalabilir ve bu kendini gerçekleştiren kehanet haline gelir. Kişi ne kadar başarılı olursa, başarı beklentisi o kadar yüksek olur ve bu şekilde başarı, başarı beklentisini izler.
 Başarabileceğine inanan kişi başarmak için hareket eder. İki şekilde de inanç kendini doğrular hale gelir.
 Bu etki Wallenda Faktörü olarak da bilinmektedir. Karl Wallenda adında bir ip cambazı senelerce başarılı gösteriler yaptıktan sonra ipten düşerek hayatını kaybetmiştir. Ölümünden sonra eşi tarafından yapılan açıklamaya göre Karl Wallenda'nın, düşmeden önceki üç ay boyunca tek düşüncesinin ipte yürümek yerine ipten düşmek olduğu ortaya çıkmıştır. 
Tüm enerjisini ipte yürümek yerine ipten düşmemek üzerine yoğunlaştırmıştır. Sonuç olarak, başarısızlıktan korkulduğunda tüm düşünce, enerji aslında bu noktaya yoğunlaştığından başarıya ulaşmak zorlaşmakta, belki de imkansız hale gelmektedir.
   İkinci Hikaye:Nick adında bir demiryolu isçisinin öyküsü bu. Nick güçlü, sağlıklı bir işçi manevra sahasında çalışıyor. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyi ve işini iyi yapan güvenilir bir insan. Ne var ki, kötümser biri, her şeyin kötüsünü bekler ve başına kötü şeyler geleceğinden korkar. Bir yaz günü,tren isçileri,ustabaşının doğum günü nedeniyle bir saat önceden serbest bırakılırlar.Tamir için gelmiş olan ve manevra alanında bulunan bir soğutucu vagonun içine giren Nick,yanlışlıkla içerden kapıyı kapatır,kendini soğutucu vagona kilitler. Diğer işçiler Nick’in kendilerinden önce çıktığını düşünürler. 
Nick kapıyı tekmeler,bağırır,ama kimse duymaz, duyanlar da bu tür seslerin sürekli geldiği bir ortamda olduğu için pek kulak vermezler. Nick burada donarak öleceği sanıp  korkmaya başlar. Eğer buradan çıkmazsam, burada kaskatı donacağım, diye düşünmeye başlar. İçerde yarısı yırtılmış bir karton kutunun içine girer. 
Titremeye başlar. Eline geçirdiği bir kağıda karısına ve ailesine son düşündüklerini yazar: Çok soğuk, bedenim hissizleşmeye başladı. Bir uyuyabilsem! Bunlar benim son sözlerim olabilir?Ertesi günü soğutucu vagonun kapısını açan işçiler, Nick’in donmuş bedenini bulurlar. Üzerinde yapılan otopsi, onun donarak öldüğünü göstermektedir. 
    Fakat bu olayı olağanüstü yapan, soğutucu vagonun soğutma motorunun bozuk ve çalışmıyor olmasıydı. Vagonun içindeki ısı 18 C idi, ve vagonda bol hava vardı. Nick’in korkusu,kendini gerçekleştiren bir kehanet oluşturmuştu

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.