Kırıkhan Olay Gazetesi-Hatay'da Hızlı doğru tarafsız haberciliğin merkezi

MÜJDELER OLSUN

MÜJDELER OLSUN
EKREM EMİR
EKREM EMİR( ekrem@kirikhanolay.com.tr )
18 Ocak 2019 - 8:09

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.”(Bakara suresi:155,156,157) Müjdeler olsun, dünya hayatının mana ve mahiyetini anlayıp, nereden gelip nereye döneceğini bilenlere. Müjdeler olsun, sahip olduğu her şeyin kendisine emaneten verildiğini ve vakti geldiğinde bu emanetin sahibine iade edileceğini idrak eden ve buna göre amel edenlere. Müjdeler olsun sabredenlere. Yukarıda zikrettiğimiz ayet, adeta dünya hayatını özetlemekte ve dünya hayatına gözümüzü açtığımız ilk andan, ruhumuzu teslim edeceğimiz son vakte kadar, nelerle karşılaşacağımızı ve nasıl imtihanlardan geçeceğimizi anlatmaktadır. Bazen biraz korku ile imtihan ediliriz. Zira biz insanlar âciz varlıklarız. Bir sineğin ısırmasından, gök gürlemesine; derelerin taşmasından, denizlerin kabarmasına; yeryüzünün sarsılmasından, dünyamıza doğru hareket eden gök taşına kadar, her şeyden etkilenir ve korkarız. Kimi, çoluk çocuğunun geçiminin endişesini taşırken;kimi, sahip olduğu serveti batırmaktan korkar. Kimi, kendisine verilen güzelliğin yok olup gitmesinden korkarken, kimi makamının derdine düşmüştür. Örnekleri çoğaltmak mümkündür. İşte ayet, bütün bunlarla iç içe olan insanlara; “korkmayın, endişelenmeyin, siz bunlarla imtihan ediliyorsunuz, bakalım sabredebilecek misiniz” diyor. Eğer sabredebilirseniz müjdeler olsun. Bazen biraz açlık ile imtihan ediliriz. Açlıktan karınlarına taş bağlayan Rasulullah ve Ashab gibi. Günümüz itibariyle, ülkemizde imtihanın bu çeşidi ile karşılaşmıyoruz belki ama Yemen, Somali, Filistin gibi birçok ülkede imtihanın en ağırını veriyor Müslümanlar. Tabi nefes aldığımız sürece başımıza ne geleceğini ve nasıl bir imtihana tâbi tutulacağımızı bilemeyiz. İşte ayet, böyle bir durumla karşı karşıya kalanlara bu da sizin imtihanınız, bakalım sabredebilecek misiniz diyor. Eğer sabredebilirseniz müjdeler olsun. Bazen canlardan, mallardan ve ürünlerden eksiltilmekle imtihan ediliriz. En çok karşılaştığımız imtihan çeşidi de bu olsa gerek. Belki de daha dünyaya gelirken engelli olarak gelmişizdir veya sağlıklı bir hayatımız varken bir kaza, bir hastalık, bir musibet bizi bakıma muhtaç bir hale getirmiştir. Biz sağlıklıyızdır fakat ciğer pâremiz olan evladımız veya annemiz, babamız hastadır. Biz hayatta iken evladımızı, kardeşimizi, sevdiklerimizi, bekâ âlemine gönderir ve tahammülü zor olan bir ayrılıkla karşı karşıya kalırız. İşte ayet bize “aman ha dikkat edin. İmtihandasınız, sabırlı olun” der. Gel gelelim, biz istemesek de, bir gün ayrılacak olduğumuz mallar ve ürünlere. Yıllarca çabalayıp biriktirdiğiniz mal ve ürünleri; bir deprem olur altını üstüne getirir, bir sel gelir alır götürür, bir ateş yakar kül eder, bir fırtına dal üstünde dal bırakmaz, bir hırsız gasb eder, hayırsız bir evlat saçar savurur da böylece imtihan olursunuz. İşte ayet bize “aman ha dikkat edin. İmtihandasınız, sabırlı olun” der. Bütün bu saydığımız durumlarla karşı karşıya kalan, hakiki iman sahibi Mü’minler, bunların hepsinin bir imtihan vesilesi olduğunun farkındadır ve tam bir teslimiyet, tam bir tevekkül ve rızâ ile Yunus Emre gibi “Hoştur bana senden gelen, ya hilat-ü yahut kefen; ya taze gül yahut diken. Kahrın da hoş, lütfun da hoş” diyerek sabrederler. “İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.”(Furkan suresi:75)

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.