
Hatay için çok önemsediğim, yazı yazdığım ve Yayın Danışmanları arasında olduğum Hatay Keşif Dergisi’nin ilk sayısından kapandığı son sayısına kadar toplam 90 sayıyı Antakya’da vilayetin yanındaki Motif Cilt Evine ciltlenmesi için vermiştim. Sekiz cilt olacaktı. Dükkân sahibi Şükrü Kavvasoğlu cilt işini bitirmişti ve 04 Şubat 2023 Cumartesi günü teslim alacaktım. O gün Defne’de kitap fuarında imza günüm vardı vaktim olmadı alamadım. Pazar günü de kapalıydı. 06 Şubat 2023 Pazartesi günü alacaktım. Ancak Pazartesi gününün ilk saatlerinde deprem olunca her şey alt üst oldu. Antakya yerle bir oldu. Evler ve iş yerlerinin çoğu yıkıldı. Herkes bir tarafa dağıldı. Ben de eşimle Eskişehir’e gelip bir düzen kurduk. Depremin telaşı, yeni bir düzen kurma gayreti, kimin öldüğü, kimin yaşadığı bilinmezliği içerisinde dergi ciltlerini düşünemedim bile. Depremden bir kaç ay sonra Antakya’ya gidip ağır hasarlı eve çıktığımda bazı kitaplarımla beraber Hatay Keşif Dergisi’nin yedekte tuttuğum sayılarının olduğu kutuyu da çıkarabilmiştim. Ancak bazı sayıları eksikti. Eksik sayıları temin için derginin sahipliğini yapan İstanbul’da Erol İğde’yi aradım. Ona durumu anlattım ve eksik sayıları bana göndermesini rica ettim. Sağ olsun o da bana eksik sayıların tamamını gönderdi, böylece derginin tüm sayılarını elde etmiş oldum. Bu sefer Eskişehir’de ciltçi aramaya başladım. Ama maalesef ciltçi bulamadım. Zira nesli tükenmek üzere olan bir meslekti.
Hatay Keşif Dergisi çoğu insan için olduğu gibi benim için de çok değerlidir. Hatta dergi kapandıktan sonra dergi üzerine bir çalışma yaparak tablolarla birlikte bir yazı yazmış ve Güneyde Kültür Dergisi’nde “Hatay Keşif Aylık Kültür ve Keşif Dergisi İstatistikî Bir Bakış” başlığıyla yayımlanmıştı.
Derken kurtardığım eşyalarımın arasında Antakya’daki ciltçinin kartvizitini buldum. 09 Aralık 2025 Salı günü endişe içerisinde cep telefonundan aradım. Cevap verilecek mi, verilmeyecek mi, yaşıyor mu yaşamıyor mu kaygısıyla telefonu çalmaya başlayınca biraz olsun rahatladım zira telefonun çalmasıyla telefonun iptal edilip kapanmamış olduğunu anladım. Telefon açıldı ve bir erkek sesi “alo” dedi. “Şükrü Kavvasoğlu ile mi görüşüyorum” deyince “evet benim” dedi. Ben de kendimi tanıttım ve nasıl olduğunu, depremde bir kayıp olup almadığını sordum. Her hangi bir can kayıplarının olmadığını söyledi. Bunun üzerine Hatay Keşif Dergisi’ni sordum, dükkân yıkılmadığı için onları kurtardığını, daha sonra yıkıldığını şimdi evden çalıştığını, 8 cilt derginin sağlam olarak kendisinde olduğunu, bana bir vesileyle ulaşmaya çalıştığını, Kurtuluş gazetesindeki yazımı görünce yaşadığımı anladığını söyledi. Çok sevindim. Kendisine, bir vesileyle dergi ciltlerini alacağımı veya aldıracağımı söyledim ve vedalaştık. Hem kendisinin yaşadığına hem de dergi ciltlerinin emin elde durduğuna çok sevindim.
Akşam kardeşim Osman’ı aradım ve durumu anlattım, ciltçinin kartvizitini gönderdim, Antakya’ya gittiğinde adresinden almasını söyledim, o da “olur abi, uygun bir zamanda gider alırım” dedi. Ve daha sonra kardeşim Antakya’ya giderek dergi ciltlerini teslim aldı. Böylece umudumu yitirdiğim bir zamanda depremden önceki Hatay’ı anlatan ve sekiz ciltten oluşan Hatay Keşif Dergisi’ne
kavuşmuş oldum.






