DOĞRU SÖZE NE DENİR…
BIST 100
15.077,63 0,25%
DOLAR
45,3648 0,12%
EURO
53,4488 0,52%
GRAM ALTIN
6.890,06 1,08%
FAİZ
40,65 -0,12%
GÜMÜŞ GRAM
118,60 3,96%
BITCOIN
80.139,00 0,34%
GBP/TRY
61,8382 0,51%
EUR/USD
1,1777 0,43%
BRENT
100,28 0,22%
ÇEYREK ALTIN
11.264,31 1,08%
Hatay Açık
Hatay hava durumu
28 °

DOĞRU SÖZE NE DENİR…

adil-cetin

TEKNOLOJİ HAYAT DEĞİLDİR
Babamla bankada bir saat geçirdim, çünkü para transfer etmesi gerekiyordu.
Dayanamadım ve sordum...
"Baba, neden bankacılığını çevrimiçi olarak aktif etmiyoruz?"
"Bunu neden yapayım?" diye bana sordu...
"Böylece, transfer gibi şeyler için burada bir saat geçirmene gerek kalmayacak. İnternetten bile alışveriş yapabilirsiniz. Her şey çok kolay olacak!"
İnternet bankacılığı dünyasına girmek için çok heyecanlıydı.
Bana "Bunu yaparsam evden çıkmak zorunda kalmam" dedi.
"Evet, evet!"
Ona cevap verdim. Ona artık yiyeceklerin bile kapıya teslim edilebileceğini ve Amazon'un her şeyi teslim ettiğini söyledim! Tepkisiyle benim dilim tutuldu.
Dedi ki: "Sen beni anlamadın. Bugün bu bankaya girdiğimden beri dört arkadaşımla karşılaştım, beni çok iyi tanıyan personellerle bir süre sohbet ettim. Yalnız olduğumu biliyorsun... İhtiyacım olan şey bu. Hazırlanmayı ve bankaya gelmeyi seviyorum yeterli zamanım var, aradığım fiziksel aktivite bu. İki yıl önce hastalandım, aldığım meyve dükkânının sahibi beni görmeye geldi, yatağıma oturdu ağladı bana iyi geldi, iyileştim. Annen birkaç gün önce sabah yürüyüşünde düştüğünde, yerel bakkalımız onu gördü ve hemen arabasıyla evimize getirdi, çünkü nerede yaşadığımızı biliyordu. Her şey çevrimiçi olsaydı o "insan" teması kuramazdım. Neden her şeyin bana teslim edilmesini isteyip sadece bilgisayarımla etkileşimde bulunmasını isteyeyim? Sadece "müşteri olmayı" değil, uğraştığım kişiyi tanımayı seviyorum. Bir ilişki durumu yaratıyor. Amazon bunu da teslim ediyor mu?"
Teknoloji hayat değildir... İnsanlarla biraz zaman geçirin...
***
DEDESİNİN MEZAR TAŞI
Delikanlı heyecanla ayağa kalkarak: "Harf devriminden sonra dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz" dedi!
Sordum, Yozgat'ın köyündenmiş.
"Dedenin mezar taşı var mı?" dedim.
"Yok" dedi.
"Bak delikanlı" dedim; "Senin köylü dedene mezar taşı dikmek Osmanlı'da kimsenin aklına gelmez idi. O hat işi mezar taşları Saray, çevresi, devşirme paşalar ya da mollalar içindir. Anadolu köylüsünün çoğunun bırakın mezar taşı, mezar yeri dahi bilinmezdi. Kim bilir hangi cephede, hangi siperde can verip kefensiz defnedilirlerdi. İmparatorluğun askeri yükünü çekerdi onlar!" (Prof. Dr. Halil İnalcık)
***
ALIŞIRIZ
Oğlu babasına sormuş;
"Baba bu fukaralık ne zaman biter?"
Babası, "40 gün daha sürer oğlum" demiş.
"40 gün sonra zengin mi oluruz Baba?" diye üstelemiş çocuk.
"Hayır oğlum, zengin olmayız ama alışırız." deyip sözü tamamlamış babası.

Gerçek hayatta da böyle değil midir? İnsan zamanla alışamam sandığı her şeye alışmıyor mu? Başımıza gelen şeyleri değiştirmek için çaba gösterir, çabalarımızın sonuçsuz kaldığını anladığımızda ise kabullenmeye başlarız ve sonra hiç olmamış, hiç yaşanmamış gibi yolumuza devam ederiz. O yüzden de her şeyin zamanla geçeceğine inanırız... Geçer de.
***
NE YAPMAYA GELDİN DÜNYAYA
İnsan ineğe seslenmiş:
Ey İnek!
Ne yapmaya geldin dünyaya?
Maça gitmezsin, dans etmezsin, çay içmezsin, kahveye gidip oyun oynamazsın.
Gündüz çayıra gece ahıra.
Tek düzen bir hayatın var!
Yiyip, içip dışkılıyorsun.
Bunun için mi geldin dünyaya?
İnek dile gelmiş, cevap vermiş:
Ey İnsan!
Ya bu sözü, sen bana nasıl söylersin?
Şu buzdolabını aç bir bak.
Süt benden, yoğurt benden, tereyağı benden, kaymak benden, köfte benden, dolma benden, sucuk benden, pastırma benden.
Ayağındaki ayakkabı, belindeki kemer benden.
Kışın yaktığın tezek benden!
Kemiklerim bile işe yarar.
Ben olmasaydım belindeki pantolonu bile bağlayamayacaktın.
"PEKİ..! SEN NE YAPMAYA GELDİN DÜNYA'YA..!"
Etin yenmez, derinden bir halt olmaz, saçından çorap örülmez.
Güzelim doğayı tahrip etmek, birbirinizi öldürmekten başka hiçbir işe yaramazsın.
Sen ne yapmaya geldin dünyaya?
***
BU BAYRAM NE KESELİM?
Bir zata Kurban bayramı öncesi birisi sormuş:
"Bu bayram ne keselim?"
Şu cevabı vermiş:
"Önce gıybeti kes, yalan konuşmayı kes, kötülük işlemeyi kes, öyle kurban kes... Eğer bunları kesmezsen, ne kesersen kes."
***
AĞIR MI, HAFİF Mİ?
Gösteriş meraklısı birisi bir kitapçıya girmiş ve "bana bir roman verir misin" diye rica etmiş.
Kitapçı sormuş: "Elbette efendim. Ağır mı olsun hafif mi? Nasıl bir roman tercih edersiniz?
Müşteri "Hiç fark etmez" diye karşılık vermiş, "Nasıl olsa arabam hemen dışarıda."

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

jojobet girişPokerklasPusulabetGrandPashabetmeritbetjojobetCasibom Girişpokerklasholiganbetmarsbahis girişcasibomJojobet GirişcasibomCasibom GirişMarsbahis GirişJojobet Girişmatbet