CEMİL MERİÇ HAKKINDA NOTLAR
BIST 100
14.325,85 0,46%
DOLAR
46,6252 0,15%
EURO
53,1756 0,31%
GRAM ALTIN
6.036,73 0,12%
FAİZ
40,65 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
86,46 -0,24%
BITCOIN
60.122,00 1,28%
GBP/TRY
61,6126 0,10%
EUR/USD
1,1397 0,24%
BRENT
73,35 -2,54%
ÇEYREK ALTIN
9.871,19 0,14%
Hatay Açık
Hatay hava durumu
29 °

CEMİL MERİÇ HAKKINDA NOTLAR

adil-cetin

MİLLİ EĞİTİM BAKANINDAN CEZA
Cemil Meriç Elazığ Lisesi’nde Fransızca öğretmenidir.
“İki yılı hızla geçer. Artık Cemil Meriç’in stajyerliğinin bitmesi ve asil öğretmen olarak tayini gerekmektedir. Ama öyle olmaz. Elazığ Lisesi’ndeki genç hocanın talebeleri ile kurduğu sıcak ilişki, okul idârecilerini rahatsız eder. Bu yüzden Cemil Meriç’e Maarif Vekili Hasan Âli Yücel imzalı bir kınama mektubu gelir:
“1942-43 ders yılına ait sicilinize kaydedilen mütalâalara göre, talebelerinizle fazla yüzgöz olduğunuz, bu bakımdan çalışmalarınızda kâfi derecede başarı temin edemediğiniz, nöbet ve müzakere ödevlerinizle ilgilenmediğiniz anlaşılmaktadır. Talebe ile olan münasebetlerinizde ciddî hareket etmenizi, nöbet ve müzakere ödevlerinizle yakından ilgilenmenizi dilerim.”
Sıradan olmamanın, genç insanları cezbetmenin, onlarla gerçek hoca-talebe ilişkisi kurmanın ceremesi Cemil Meriç’e stajının tasdik edilmeme cezası verilerek ödetilmek istenir.”
*
REFİK HALİD
“Cemil Bey’in en eski dostlarından biri de Refik Halid’dir. Lise yıllarında hocası Ali İlmi Fâni Bey eliyle takdim ettiği acemice şiirinden sonra yıllar, Cemil Meriç’teki Refik Halid aşkını hiç küllendirmemiştir. Genç Cemil, Refik Halid’in bulduğu bütün yazılarını bir dosyada toplamıştır. Yıllar boyu itina ile hazırlanan bu dosyayı neden sonra Hasan Âli Yücel, Refik Halid hakkında bir yazı yazacağını söyleyerek almış, ancak bu dosya bir daha Meriç’e dönmemiştir. Meriç’leri eşiyle beraber Kuzguncuk’taki evinde ziyâret eden Refik Halid batmak üzere olan ömür güneşinin son pırıltıları ile Meriç’lerin salonunu aydınlatmış, üç ciltlik Nilgün romanını henüz bitirmiş olan Ümit’in hayran bakışlarına tebessümle cevap vermiş ve kendileri Pamuk’un gıdasını okşayarak Meriç’lerin evinde yumuşacık hâtıralar bırakarak gitmiştir.”
*
BU KADAR KİTABI OKUDUNUZ MU?
“Cemil Meriç 1946 yılının Aralık ayından itibaren haftada iki kere Beyazıt’taki İstanbul Üniversitesi’ne, 1952-54 yılları arasında da Nişantaşı’ndaki Işık Lisesi’ne Fransızca öğretmeni olarak gider. Öğrenciler arasında -nadiren de olsa- bulduğu parlak zekâları evine davet eder. Onlarla hiçbir karşılık beklemeden günler boyu meşgul olur, dil öğretir, kitaplar dünyasının kapılarını önlerine açar, sofrasına “Buyur” eder. Bilgiye, öğrenmeye ve öğretmeye karşı müthiş bir susuzluk vardır içinde. Kendisine evine ilk defa gelen acemi talebeler tarafından sorulan “Bütün bu kitapları okudunuz mu?” sualine, müsamahakâr bir tebessümle karşılık verir. “Evlâdım, deve kervanıyla taşınacak bir kütüphanenin bütün kitapları okunmaz, okunamaz. Ama hangi kitabın neresinde, hangi bilgi var, bu bilinir. Ona göre seçilerek kitap okunur” der. Bu yüzden Cemil Bey bütün kitapların önsözünü ve İngilizce kitaplarda başta, Fransızca kitaplarda sonda bulunan fihristleri okur ya da okutur ve o şemayı zihnine nurdan harflerle nakşeder ve bir daha hiç unutmaz.”
*
HİLMİ YAVUZ
“Hilmi Yavuz’a göre: “Solun Türkiye’de yükselişte olduğu bir dönemde, Saint-Simon’un yeterince okunmamasının sebebi, solcularımızın ütopik sosyalizme iltifat etmeyip, ‘Haydi canım!’ deyip geçmiş olmalarıdır. Halbuki Marx’ın bizzat kendisi, ‘Benim sistemimin temelinde İngiliz ekonomi politiği, Alman idealist felsefesi ve Fransız ütopik sosyalizmi vardır.’ diyor. Marx’ın kiminle hesaplaştığını bilmek zorunda değil miydik? Saint-Simon ne söylüyor ve Marx ona niye karşı çıkıyor? Kimse ilgilenmedi. Neden? Çünkü Marksizm’e bir bilim olarak değil bir ideoloji olarak bakıldı ve Türk sol intelijansiyasının Marksizm’e en küçük bir katkısı olmadı.” Hilmi Yavuz’a göre Cemil Meriç: “İdeolojilerin hakikati bize bütünüyle vermedikleri görüşündedir. O bir aydınlanmacı, bir ansiklopedisttir. Avrupa düşüncesi konusunda yazıp söyledikleri bir tür ansiklopedi maddesi yazmaktan öteye geçmez. Avrupa düşüncesiyle ilişki kuramayan insanlar, Cemil Meriç’ten çok şey öğrenmişlerdir. Bir bilgi küpüdür Cemil Meriç, bir ayaklı kütüphanedir. Ama ansiklopedik bilgi, bir entelektüeli büyük yapmaz. Bir entelektüeli büyük yapan, onun duruşudur. Cemil Meriç’in duruşu da gerçek bir entelektüel duruşudur.”
*
ÜMİT MERİÇ
“Profesör Kösemihal Ümit’e, asistanlık teklif eder. Ama bu defa Cemil Bey kızının “muavenat-i cihân-bahâ”sından uzak kalmayı istemez. “Ümit!” der. “Asistan olma, kitaplara beraber çalışalım, beraber imzalayalım. Parayı da bölüşelim.” Ümit ise çocukluk hayâlinden vazgeçmeye hiç niyetli değildir. “Özür dilerim babacığım” der. “Ben müsaadenizle hem asistan olayım, hem de sizin kitaplarınıza yardımcı olayım. O kitaplar sizin kitaplarınızdır, parası da size aittir.” Cemil Bey kızının kararlılığını görünce ısrar etmekten vazgeçer. Ümit de ömür boyu babasına söz verdiği üzere onun kitaplarının yazılmasında, “kâtibe”si olma görevini asistanlığının yanı sıra seve seve ifa eder.”
*
EVİNE GELEN ZİYARETÇİLER
“Cemil Meriç’in sosyoloji Bölümü’ndeki dersleri takip eden bir başka talebesi de Mahmut Arslan’dır. Mahmut Arslan, o yılları şu şekilde anlatır:
“Cemil Meriç adını ilk defa hocamız olan Kösemihal’den duyduk. Bölümümüzde dersler verdi. Biz üç arkadaş, üç kafadardık. Yirmi dört saatimiz birlikte geçerdi. Kadir Turan, Ergin Temizsoy ve ben. Bize verdiği ilk ders Machiavelli ve Prens’i idi. Daha sonra Hoca’yı evinde de ziyâret ettik. Hoca’da bizi çarpan şey, üslûbu idi. Görmemesine rağmen beden dilini çok iyi kullanırdı. Bütün vücuduyla konuşurdu. Biz anladık ki Hoca her söylediğinin arkasındadır, her cümlesinin sorumluluğunu üstlenir. Öyle bir üslûp ki, insanın kafasına bir tokmak gibi iner. Şiirsel, edebî bir dil. İnsanı kıskıvrak yakalayan ve kendisine çeken bir üslûp. Bizim düşünce tarihimizdeki nadir üslûplardan biridir Cemil Meriç. Kitleleri etkileme gücü olan bir hatibin üslûbu. Hoca öğrenci sayısına bakmazdı. Kantiteye değil, kaliteye önem verirdi. Biz öğrendik ki Hoca, her hafta belirlediği günlerde evinde öğrencilerini kabul edermiş. Üç arkadaş ile gittiğimizde büyük bir şok oldu bizim için. Daha antreden girerken kitaplarla karşılaştık. Bütün evin duvarları yerden tavana kadar kitaplıklarla çevrili. Hocanın özel bir koltuğu var. O koltuğa yalnız kendisi oturur.
Hoca’nın evine randevu alınırken başka grupların günü ve saati ile üst üste düşmemesine bakıyor. Çünkü onu ziyâret eden başka gruplar da var. Ama bu trafiğin üst üste düştüğü, iç içe girdiği günler de oluyor. Meselâ Kerim Sadi’yi, Kemal Sülker’i orada gördük, tanıdık. Ama grupların birbirleriyle teması yoktu. Atomize gruplardı. Kendi içlerine dönük. Cemil Bey’le teması olan fakat birbirleriyle temas olmayan gruplar.” ”
*
“SİZİN KÜTÜPHANENİZ NEREDE?”
“Avrupa insanı Doğu’yu tanımaz. İslâm’la Hristiyan, Haçlı Seferleri’nden beri tez ile antitezdir... Avrupa materyalizmine rağmen Hristiyan’dır. İşçisi de Marksist’i de Hristiyan’dır hep Avrupalının. Biz Müslüman olduğundan, Doğulu olduğundan, Türk olduğundan utanan, aczinden, tarihinden, dilinden utanan şuursuz bir yığın haline geldik.” diye yazar Cemil Meriç. Ama itiraf etmek gerekir ki, Cemil Meriç’in kütüphanesinin de büyük bir kusuru vardır: fazla batılı olmak.
Bir yazı öğleden sonrasıdır. Kadıköy PEN Kulüp’e davet edilmiş bir Fransız romancı, Jacques Bellefroid orada konuşmasını yapar, soruları cevaplandırır, sonra da “Sizin bugün burada olmayan çok sayıda sanatçınız, düşünürünüz vardır herhalde, onlardan bir tanesiyle beni tanıştırabilir misiniz?” diye sorar. O yıllarda Yaşar Trak’ın davetiyle Moda Lozan Kulüp’te birkaç konuşma yapmış olan Cemil Hoca’yı tanıyanlar, alıp onu Cemil Bey’in evine getirirler. Daha sonraları Büyük Kapı İki Kanatla Açılıyor adlı meşhur bir roman kaleme alan Fransız yazar, dört tarafı kitaplarla çevrili salonu görünce hızla rafları gözden geçirir, sonra da mağrur ve mütebessim bir eda ile oturan Cemil Bey’in suratında bir tokat gibi patlayan şu cümleyi söyler: “Mösyö Merik bu kütüphane mükemmel bir Fransız entelektüelinin kitaplığı. Ama siz Türk’sünüz. Sizin kütüphaneniz nerede?” Evet, işte tam da bu sorunun çengelinin Cemil Bey’in beynine takıldığı sıralarda Cemil Meriç bir Konya yolculuğuna çıkar.
“68’lere kadar insanlığın düşünce tarihini tavaf eden bir şakirttim. Düşünmüyordum. Başkalarının neler düşündüğünü öğrenmeye çalışıyordum. Uzun süren bir çıraklık...”
“Konya yolculuklarında (1966-67) ilk defa başkasıyla temas ettim. Başkası, yani kendi insanım. Kaderin karşıma çıkardığı genç üniversiteli ‘Sen, bizden değilsin’ dedi. Sen bizden değilsin! Evet, ben onlardan değildim. Ama onlar kimdi? Uçurumun kenarında uyanıyordum. Demek boşuna çile çekmiş, boşuna yorulmuştum. Bu hüküm hakikaten ta kendisiydi.
Tanzimat’tan bu yana Türk aydınının alınyazısı iki kelimede düğümleniyordu: Aldanmak ve aldatmak. Senaryoyu başkaları hazırlamıştı, biz sadece birer oyuncuyduk. Nesiller bir ütopyanın kurban olmuşlardı... Avrupa’yı tanımamak gaflet; Avrupa’yı tanıyan ülkesinden kopuyor. Bu lânet çemberinden nasıl kurtulacağız?”
Cemil Meriç hayatının mânası olan bu bunaltıcı sorunun cevabını verirken, kendi toplumsal görevini de belirliyordu.
“... Düşünenin görevi: İnsanından kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran aydınları irşada çalışmak. Kızmadan, usanmadan irşad.”
“Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur; maruz kalmaz, seçer. Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını aydın yapan: Uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.” ”
*
BEŞİR AYVAZOĞLU
“Cemil Meriç bize farklı düşünenlerin düşüncelerine katılmasak bile, onları anlamaya çabalamamız gerektiğini öğretti. Dünyaya açılmalı, sonra kendi ülkemize dönmeliydik. Dünyayı tanımadan kendi kültürümüze bakamazdık. Ona dışardan bakmayı becerebilmek gerekiyordu. Cemil Meriç’ten bunu öğrendik.”
*
KADİR CANGIZBAY
“Ve Cangızbay’ın Meriç hakkındaki son hükmü, “Cemil Meriç, entelektüeli her şeyden önce ‘amel’, yani eylem adamı olarak tanımlar. Kendisinin öncelikli eylem formatı ‘beyin tokatlamak’tır. İnsanlar naslarından kurtulsunlar, en azından şüpheye düşsünler diye.” ”
*
“OYUNU HANGİ PARTİYE VERECEKSİN”
“Cemil Meriç’in siyasî görüşlerini merak edenlere hemen söyleyelim ki Cemil Bey, Fevziye Hanım hangi partiye oy verecekse, oyunu o partiye verir. 5 Haziran 1977 seçimlerinde karı-koca ve kızları, yukarı Göztepe’deki bir ilkokul binasında oylarını vermek için Yokuşu tırmanırken Cemil Bey hanımına sorar: “Fevziye oyunu hangi partiye vereceksin?” Fevziye Hanım felçten sonra, ayağını hafif sürtmektedir. Bu yüzden, çocukları ona üniversite yıllarında tangoyu sevdiği ve felçten sonra hiç eksilmeyen bir gayretle yürüyüş yapmaktan vazgeçmediği için “Tango Duguduk” diye bir ad takmıştır. Fevziye Hanım kararını çoktan vermiştir. Dilindeki tatlı rekâket ile Cemil Bey’in sorusuna tereddütsüz cevap verir: “Millî Telâmet Partisi’ne tekerim.” O gün babasıyla kabine giren Ümit de dâhil oy pusulasında MSP’nin kalpli anahtar amblemine damgayı basar Meriç’ler ve II. Milliyetçi Cephe’nin çorbasına tuzlarını katarlar. Evet, Cemil Meriç oyunu Erbakan’a vermiştir.
Peki ya Erbakan? Onun dünyasında Cemil Meriç’in yeri hiç olmuş mudur acaba? Türkiye’de küllerinden doğan zümrüd-ü anka gibi, yeni bir siyasî oluşum mayalanırken öğreniyoruz ki, Erbakan, Cemil Meriç’in adını ömrü boyunca hiç duymamıştır. Nasıl mı? Partiye vitrini dolduracak bir hanım milletvekili adayı aranmaktadır. Erbakan’a yakın isimler “Ümit Meriç olsun.” derler. Erbakan Hoca “O kim?” diye sorar. “Cemil Meriç’in kızı” derler. Erbakan bu defa tekrar sorar: “Cemil Meriç mi, o da kim?” ”

KAYNAK: Ümit Meriç, Babam Cemil Meriç, İnsan Yayınları, Şubat 2018.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

matbetmarmaris escortmatbetdeneme bonusuDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerjojobetgrandpashabetgrandpashabetholiganbetamgbahisGrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetGrandpashabetholiganbetgrandpashabetgrandpashabetcasibomcasibomtimebetjojobet girişUltrabetmatbetdeneme bonusu veren sitelerMariobetMadridbetMadridbetMadridbetMarsbahiscasibomgrandpashabet girişJojobetJojobetcasibomcasibomultrabetgrandpashabetultrabetgrandpashabet girişcasinoroyalgrandpashabet girişcasibom girişgrandpashabet girişgrandpashabetgrandpashabetholiganbet