Kırıkhan Olay Gazetesi

AHMET TURAN BARIN (3)

AHMET TURAN BARIN (3)
M.ADİL ÇETİN
M.ADİL ÇETİN( adilcetin1@gmail.com )
16 Mayıs 2019 - 8:17
      Dünkünü Devamı

“Yeni Kamburlar
Orta Asya’dan Anadolu bozkırına bin yıl önde başlayan göçlere son on yılda önce Afganlılar sonra Bulgaristan’dan davetli olarak, şimdi de Iraklılar davetsiz olarak bereketli topraklarımıza gelmeye başladı.
Türkiye Irak sınırındaki dağlarda gündüzleri kuş sesleri geceleri yırtıcı hayvan ulumaları duyulmaz oldu. Geçtiğimiz hafta içinde bu dağlarda hayvan sesleri yerine çocuk, kadın, yaşlı, genç insanların hüzünlü çırpınmalarını izliyoruz.
Davetsiz gelen Iraklıların günlük giderlerinin devletçe karşılanması için petrol ürünlerine yapılan zamlar açıklandı. Gelecek insan sayısı artmaya devam ederse çeşitli ürünlere yeniden zamların yapılması beklenmelidir.
Türklerin Tanrı misafirlerine karşı her zaman sevecen hareket ettiği ve bu özelliğin korunduğu görülür. Çeşitli ülkelerden gelen soydaşlarımızı her hangi bir üretim yapmadan yıllarca beslemenin bütçede açıklar vereceği sonuçta meydana gelecek ekonomik tahribatı nasıl atlatırız.
Göç edenler arasında değişik meslek gruplarına mensup insanların bulunduğu gerçektir. Mesleği olanlara en azından devlet çiftliklerinde az ücretle çalışma sağlanırsa hiç değilse kendi masraflarını bir ölçüde karşılamış olacaktır. Orman Bakanlığı meslek sahibi olmayan insanlara belli bölgelerde planlı bir ağaç dikme işinde çalıştırılırsa ileride ülke ekonomisine katkıları büyük olacaktır.
Doğu illerindeki belediyeler, batıdaki belediyeler her çeşit yardım kampanyasını başlatmış durumdalar. Batılı büyük devletler belli yardımlar yapmaya başladı. Şu anda yardımı veren de memnun alan da memnun. Ancak aylar sonra bu yardımların devam etmesi şüphelidir. Daha önce gelenlerle dışardan ve ülke içinden yapılan sınırlı kalmıştır.
Bu günlerde Türkiye’nin durgun ekonomisinde kendi vatandaşlarımız rahatsız. Binlerce insanımız iş bulma kurumu ve Kuveyt elçiliği kapılarında kuyruğa girerek yeni bir iş bulma mücadelesi yapmaktadır.
Sırtımızdaki kamburların daha fazla büyüyeceği düşünülürse yani göç olayındaki siyasal pürüzlerin kısa sürede çözüme kavuşmasında ülkemiz için sayısız faydalar bulunduğu gerçektir.”
9 Nisan 1991 – Güncel Olay Gazetesi

  • * *
    “Yaşam ve Trafik
    Ramazan Bayramı tatili dokuz gün olunca bilhassa gurbette yaşayanlar yakın, uzak şehir ve köylerdeki ana, baba, kardeş ve diğer akrabalarla birlikte oldular. Nineler, dedeler gurbette doğan torunlarını doyasıya öptüler.Bu bayram sevinçleri maddi değerlerle ölçülemez. Manevi değerinin yıllarca özlemi devam eder. Ayrıca son yıllarda tutku haline gelen bayramlarda ılıman kıyı kentlerdeki otellerde geçirenler de kendi düşüncelerine göre bayramın tadını çıkardılar. Bayramı ailesiyle birlikte geçirenler, bayramı kıyılarda geçirenler biraz hüzünlü olarak evlerine dönerken kendi tasarruflarıyla satın aldıkları otolarda trafik hatası yapınca çok üzücü ve feci sahneleri gördük.Bu bayram sonrası 125 insan yaşamını yitirdi. Birçok insan da bu kazalar sonunda sakat kalabilecek. İçişleri Bakanlığı diğer yıllardan esinlenerek daha geniş tedbirler aldı. Trafikteki görevli her kademedeki görevli polislere bayram izni verilmemişti. Bu görevliler günün her saatinde ana yollarda denetlemelerine devam etmişti.
    Yeniliklerle donatılmış konforlu otolarda direksiyon başında olan sürücülerin nasıl ehliyet aldıkları tartışma konusu yapılmaktadır.Trafik kurallarını kitaptan sadece okumak başka, o kuralları yaşatmak ve çalıştırmak başka. Çok kısa sürede basit bir imtihanla alınan trafik kurallarına uyulmadığı zaman sahibini mezara kadar götürüyor. Arkasından gözü yaşlı insanlar bırakarak hayat devam etmeye başlıyor. Otomobili icat eden ülkelerin deneyimlerinden yararlanılmalı. O ülkelerde trafik kurallarına uymayanlardan yüklüce para cezaları alınınca o ülkelerde kaza oranları çok düşmüştür. Bu konuda vatandaşa da bazı görevler düşüyor. Sürücüleri sık sık ikaz etmeyi artık kabul etmeliyiz.
    Bayram günlerindeki sevinçlerimizin daha sonraki günlerde de devam etmesi için trafik kurallarına saygı duymak hepimizin görevidir.”
    23 Nisan 1991 – Güncel Olay Gazetesi* * *
    “Vermeyenler de Açıklansın
    Her ülkede devletin mükelleften almaya çalıştığı vergilere karşı, insanlar soğuk bakarlar. Büyük firmalar değişik uygulamayla vergileri az ödemeye çalışırken bordrolu memurlar ve işçiler her ay vergi ödemek zorundadır.İngiltere’nin kuzeyinde geçen hafta yapılan mahalli seçimlerde iktidardaki muhafazakâr partinin çok oy kaybettiği görüldü. İngiltere’de şehirlerde yaşayanlardan kelle vergisi yani her insanın vergi vermesi için çıkarılan kanun oy kaybına gerekçe olarak gösterildi.
    Son yıllarda yurdumuzda nedense en çok vergi verenlerin isimleri, resimleri basında açıklanıyor, televizyonda plaket verme törenlerini izliyoruz. Politik ve çeşitli nedenlerle büyük kredi alanların ama hiç vermeyenlerin isimleri de açıklanmaz mı? Örneğin güney ve doğu Anadolu’da çeşitli yatırımlar yapmak üzere devletten 5-10 yıl ödemesiz uzun vadeli düşük faizli ve en az 15 milyar kredi alanların da vergi verdiklerini duymak isterdik. Marmara bölgesi civarında gıda üretimi yapanlar, Ege bölgesinde yemeklik yağ üretimi yapanların vergi verdiklerini duymak ne iyi olurdu.
    Beş kıtadaki ülkelere tekstil ve trikotaj ürünlerini sattıklarını iftiharla açıklayan, basında renkli reklamlar yapan bu firmalar her yıl zarar mı ediyor, hiç kâr ettikleri yılları yok mu. Koç grubu 1990 yılında Türkiye’de toplanan kurumlar vergisinin yüzde 13’ünü ödediklerini açıkladılar. Denilir ki çok çalıştılar veya az çalıştılar ama çok kazandıkları kesin, öyleyse ödedikleri vergiler de normal diye değerlendirilir mi. Türkiye’de her gün sesini duyuran Sabancıların kendi kuruluşlarının ne kadar vergi ödediklerini Sayın Sakıp Bey ne zaman açıklayacak. Doyurucu açıklamayı her zamanki gibi gözlerimizin içine bakarak açıklarsa işte o zaman pilavdan dönülmez ve de kaşık da kırılmaz.
    Enkalar, Eczacıbaşı ve Doğuş Şirketler Grubu da en az Koç grubu gibi duyarlı davranıp açıklamayı yaparsa bizler de seviniriz.İlimizde her yıl olduğu gibi bu yıl da vergi şampiyonu İskenderun’dan. Deniz taşımacılığı yapan Buttoslar Hatay’da en çok vergi verendir. Sporda daha sonra da ticarette Antakya İskenderun rekabeti ne yazık ki vergi konusunda aynı heyecanı göstertemedi”
    7 Mayıs 1991 – Güncel Olay Gazetesi
  • * *
    “Buğday Fiyatları
    Yedi ay önce toprağa atılan tohumlar önce yeşil yeşil oldu, sonra boy attı, tane verdi, şimdi de başakları sarardı ve buğday hasadı başlamak üzere. Tarımda uğraş verenlerin sözcülüğünü yapan Ziraat Odaları Birliği Adana’da oda yöneticileri ve çiftçilerin katılımıyla geçen hafta içinde toplantı yapılıyor. Yöneticiler ve çiftçiler çeşitli görüşlerini, sıkıntılarını, kaygılarını belirttiler.
    Bu demokratik katılımcı toplantıya hükümetin bakışının açıklanmaması toplantıya umutla katılanları çok üzmüştür. Şeker pancarı üreticilerinin devlette olan alacaklarının ödeneceğinin televizyondan açıklanmasına hepimiz sevindik. Tarım Bakanımız bu sırada Singapur’da gezide bulunuyordu. Demek ki bazı önemli işler ilgili Bakan’ın haberi olmadan yapılıyordu. Buğday üreticisi çiftçiler taban fiyatın ilan edilmesini de sabırsızlıkla beklerken bu konuda her hangi bir açıklama yapılmaması çiftçileri daha çok endişeye götürüyor.
    Tarım ürünleri taban fiyatlarının her yıl belli oranda devletçe yükseltilmesi tarımdaki çeşitli girdilerin her gün artan zamlar karşısında birkaç yıldır ürünlerini değerinin altında satmaktadır. Çiftçinin satın aldığı her madde çok pahalı olursa sattığı ürünler gerçek değerinin üzerinde satışı mümkün olmazsa çiftçinin fakirleşmesi artık kaçınılmaz olur.
    1980 yılından önceki hükümetler ekonomik istikrarı sağlamak için sanayi ve tarımda uğraş verenlere çok dengeli düşük faizli krediler verilirdi. 1983 yılından sonraki hükümetler devletin önemli kaynaklarını turizm olayına yatırım aracı olarak kullandılar. Kredi kaynakları öncelikle turizme kaydırılınca sanayi ve bilhassa tarım kredilerinde dengeler bozuldu. Turizme düşük faizli kredileri verilirken sanayi ve tarıma kısa vadeli, yüksek faizli kredi verilince bizim çiftçimiz İran çiftçisiyle rekabet edemez duruma düşürüldü.
    Millet Meclisine her dönemde toprak sahibi ve çiftçilik yapanlar milletvekili seçilir. Hatta tarım komisyonlarında görev aldıkları da görülür. Kendi seçim bölgelerinden yükselen feryatlara ne komisyonlarda ne Meclis mikrofonlarından yüksek bir sesle hükümetin kulaklarını çınlatmalarını her zaman bekledik, beklemeye devam ediyoruz.”
    14 Mayıs 1991 – Güncel Olay Gazetesi
  • * *
    “Karşılıksız Çekler
    Türkiye’de ekonomi dar boğaza girdikçe en büyük işverenden az sermayeli ticarethane sahibine kadar sattıkları malların bedellerinin tahsilatında zorluklar artmaktadır.
    Çeşitli üretimlerin yapıldığı büyük illerimizden çek vererek aldıkları malları değişik adreslere taşıdıktan sonra çok düşük fiyatlarla müşteri bularak malları elden çıkarmaya çalışanların isimleri hızla artmaya devam etmektedir.
    Tesadüfen veya ihbarla yakalanan bu hayali esnaf ve tüccarlar Adliye koridorlarında, hâkim huzurunda yıllarca süren dava sonunda verilen cezalar emeksiz köşe dönmeyi düşünenlerde pek caydırıcı etkiyi göremiyoruz.Koç Holding kuruluşu karşılıksız çek olayında bayilerine gönderdikleri bir kitapta hayali esnafların, tüccarların, karşılıksız çek kullananların kimliklerini açıklayan bir kitap yayınlamıştır. Aslında her iş yerine pratikte çok faydalı olabilecek bir belgedir bu kitap.
    Karşılıksız çekler büyük firmaları ekonomik yönden yıpratabilir. Fakat küçük sermayeli firmaları tamamen iflas ettiriyor. Bu güne kadar bulunan çözümlere baktığımızda eksik kısımların bulunduğu göz çarpmaktadır. Kentlerde kurulan meslek dernekleri ve diğer kuruluşlar kendilerine düşen göreve bir eklenti yaparsa çok faydası görülecektir.
    Üreticiler, toptancılar kendilerine çek uzatan ve işyerim falan yerdedir diyene istedikleri malları verirken şu belgeleri de isteseler sonunda çok daha rahat ederler. Çek veren ve mal almak isteyen esnafsa kayıtlı olduğu mesleğiyle ilgili dernekten, kredi aldığı kooperatiften, tüccarsa Ticaret Odası’ndan, Sanayici Odası’ndan kayıtlı üye olduğunu işine aynı adreste devam ettiğini, vergi dairesi mükellefi bulunduğunu belirten bir belgenin esnaftan, tüccardan, sanayiciden istenmesi, saklanması şu anda korkuyla bakılan çekler tedbirli hareket edilince çok daha sevimli olurlar.
    Sağlıklı ve programlı çalışanlara herkese güven duyarken tabut hazırlayan veya mezar kazanlara hiç kimse hayırlı işler dilemez.”
    21 Mayıs 1991 – Güncel Olay Gazetesi

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.