Kırıkhan Olay Gazetesi

Tarihin derinliklerinde saklı bir gizem Kalaobası

Tarihin derinliklerinde saklı bir gizem Kalaobası
07 Ekim 2019 - 11:07

Hatay’ın Kırıkhan ilçesine bağlı Adalar köyünü, köyün hemen kıyısında kurulduğu Gölbaşı gölünü bilmeyen yoktur. Sınırın hemen yanı başındaki köyü, gölü, gölün içindeki biri küçük, biri büyük iki adayı da sanırım biliriz. Bir Pazar günü yola çıkıp Adalar köyünü, köyün kıyısındaki henüz açmamış nilüfer çiçeklerinin süslediği Gölbaşı gölünü gezecektik. Gezdik de. Bir kayaya tünemiş ördeğin kameralara poz verirken sergilediği mankenlik hünerlerini bir birkarelerken, gölün, tarımsal sulamadaki olmazsa olmaz önemini, kanal boyunca yapılan balık avcılığını, karabalığı, göl içindeki 4 bin m2’lik küçük, 30 bin m2’lik büyük adayı, adanın üzerindeki birkaç evi, havlayan köpeği, otlayan hayvanları seyrettim. Fransız işgal yıllarında bu köydeki direnişin izlerini, siperleri anlatmaya kalksam… Ama biz bugün daha da önemli bir yeni keşfin sayfalarını aralamaya kararlıyız. Gölbaşı gölünün tam kuzeyindeki kocaman kayalık tepeye, hemen dibindeki Kalakamberli köyünün içlerine doğru arabamızı sürdük. Arkadaşım Neşet Balcı’nın abisi öğretmen dostum Haşan Balcı’yı, Ekrem Balcı’yı anımsadım. H. Mehmet Çelik’in annemin köyü dediği, Veteriner Orhan Umur’un köyü burası. Bu dar saatte onlardan birilerini arayıp; “Yahu arkadaş gelin şu köyü bize gezdirin, anlatın” diyesim geldi; sonra, Pazar gününün tatil olmasını da gerekçe gösterdim içimden. Aramadım; onlarsız da bu köyü gezeriz diye. Düzgün bir yoldan köyün içine doğru aracımızı sürdük. Taştan yapılma evler ile betonarme evlerin iç içe girdiği köyü bir boydan bir boya dolanıp, köyün güneyine kadar, tepenin güney ucuna vardık. Gözüm kesip de tepeye çıkamayacağımı anlayınca, Erol ve Mehmet’i, birkaç baş hayvan otlatan çobanın da desteğiyle başka bir noktaya, köyün kuzey tarafına, Pınar’ın gözüne doğru gitmeye ikna ettim. Derin kuyu pompalarının su çektiği pınarın kaynağında yerden kaynayan suyun başında kadınların bulaşık yıkadığını görünce şaşkınlığımız biraz daha arttı. Küçük bir çocuğun kamerayı görünce annesine çığlık atarak koşması da bizi oldukça etkiledi. Resmen bizden korktuğunu haykırarak ağlayan çocuğun kadraja sığdıramadığımız ağlayışıyla sorduk kadınlara; “Hayırdır. Hala bulaşıklarınızı, çamaşırlarınızı pınarda mı yıkıyorsunuz?” Evlere su götüren borulardan birinde arıza olduğunu, bu nedenle buraya geldiklerini anlatmakla yetindiler. Yerden su kaynıyor. Küçük bir damla büyüyerek yukarı doğru geliyor ve dalga dalga yayılıyor. Pırıl pırıl, berrak bir su çıkıyor, yer altının katmanlarından. Balıklar, yavru balıklar dolaşıyor, Biraz irice bir balık kadınların ayaklarının altından geçiyor. Her taraf kayalarla dolu. Köye doğru taşlar, kayalar irili ufaklı yükseliyor. Minik bir göl, sazlıklar, Kala denilen 50 – 60 m yükseklikteki tepenin zirvesine doğru yükseliyor. Su, tepenin çevresinde göl haline gelmiş. Bir ucu taaa ötelere kadar uzanıyor. Sazlar, kamışlar, otlar… Bulunduğumuz mekânda birçok kayanın altından adeta su fışkırıyor. Sular, ötelere doğru, daha çukur alanlara doğru ilerliyor ve birikiyor. Yaklaşık 100 dekarlık bir alan sular altında. Gölbaşı gölünün bulunduğu alanla arasında bir bağ yok. Aynı kaynaktan beslenen iki ayrı göl mü burası, yoksa ikiye ayrılmış gibi görünen tek bir göl mü? Kalakamberli köyünün yanı başındaki diplerine kadar inen kayaların koyaklarında yaşıyor. 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.