ANEKDOTLAR (3)
BIST 100
14.012,42 0,57%
DOLAR
48,4380 0,17%
EURO
56,2533 -0,21%
GRAM ALTIN
6.898,85 -0,74%
BITCOIN
79.584,00 -0,19%
FAİZ
39,57 0,05%
GÜMÜŞ GRAM
103,13 -0,93%
GBP/TRY
65,4792 -0,14%
EUR/USD
1,1614 -0,10%
BRENT PETROL
94,54 -0,14%
ÇEYREK ALTIN
11.279,62 -0,74%
Hatay Açık
Hatay hava durumu
26 °

ANEKDOTLAR (3)

adil-cetin

USTA RESSAM
Hikâye bu ya, zamanın birinde renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış ve artık ayrılmak üzereymiş...
Ustası öğrencisini uğurlarken, son olarak yaptığı bir resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakarak, halktan resmin beğenmedikleri yerlerine çarpı işareti koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını söylemiş.
Öğrencisi ustasının sözünü dinleyip çok güzel bir resim yapmış. Resmi şehrin meydanına asıp yanına da kırmızı bir kalem bırakarak halktan da resmin beğenmedikleri yerlerine çarpı işareti koymalarını istediği bir yazı iliştirmiş...
Öğrenci bir kaç gün sonra resme bakmaya gitmiş... Bir de ne görsün, yaptığı resim çarpı işaretleri ile dolu! Halk resmi beğenmeyerek, her tarafını karalamış...
Genç ressam üzüntüyle ustasına gitmiş, resim yapmayı bıraktığını çünkü halkın onun sanatını beğenmediğini ve daha fazla devam etmeyeceğini anlatmış...
Bilge usta öğrencisine üzülmemesi gerektiğini, her işte bir hikmet olduğunu söylemiş ve yeniden resme devam etmesini önererek bir resim daha yapmasını istemiş...
Öğrenci güzel bir resim daha yapmış.
Resmi beğenen bilge usta, öğrencisinden resmi yine şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Fakat bu kez resmin yanına bir palet, çeşitli renklerde birçok boya ve birkaç fırça koymasını istemiş... Ve bu defa resmin yanına insanlardan beğenmedikleri yerlerde düzeltme yapmalarını rica eden bir yazı bırakmasını söylemiş.
Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra resmin yanına gittiğinde bir de bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Hiç kimse bir şey yapmamış. Sevinçle ustasına koşmuş...
Usta ressam, öğrencisine şöyle demiş;
“İlkinde sanatı bilmeyen insanların seni ne kadar acımasızca eleştirebileceğini ve yıkıcı olduklarını gördün. Hayatında hiç resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde ise onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Yüksek bir irfan ve bilgi gerektirir. Gördüğün gibi yapıcı olamadılar. Bu sana son dersimdir, karalamak kolaydır; bozmak ve yıkmak kolaydır ama yapmak çok zordur! Sen sen ol emeğinin karşılığını, senin ne yaptığından haberi olmayan art niyetli insanlardan bekleme.”
DOĞRUYU SÖYLEMEK
Yavuz Sultan Selim Han, tahta çıkar çıkmaz “sadaret” yani günümüz “başbakanlık” makamını boşaltmıştır.
İlk divanda sadrazam atayacağını duyurur. Paşaların tamamı Enderûn’ludur, tahsilli, kalifiye kimselerdir. Sadece Piri Mehmet Paşa gazi-alaylıdır. Savaştan-savaşa, cepheden-cepheye koşarak yetişmiş, imanı ve bileğinin hakkıyla paşadır.
Divan günü bütün paşalar, saatlerce önceden koşarak Padişah’a yakın yerlere otururlar. Hepsinin gönlünde sadrazamlık yatmaktadır. Piri Mehmet Paşa ise divana birkaç dakika kala gelir ve padişaha uzak, kapıya çok yakın bir yerde durur.
Yavuz gelir... Selam-sabah, hoş-beşten sonra Divan-ı açar;
“Bre Paşalar! Bir karara vardım. Ne dersiniz?” diye kararını açıklar. Açıkladığı karar, devletin yüzde yüz aleyhine bir karardır!
Sonra meşveret gereği;
“Falan Paşa ne dersin?” diye sırayla sormaya başlar. Aldığı cevaplar;
“Muvafıktır Hünkârım...”
“Çok doğru Hünkârım...”
“Siz yeryüzünde Allah’ın gölgesisiniz, yanlış yapmazsınız Hünkârım.”
Ve benzer sözlerdir...
Sıra, en sona kalan Piri Mehmet Paşa’ya gelir.
“Bre Piri Paşa! Sen ne dersin?” diye soru tekrarlanır.
“KÜLLİYEN YANLIŞTIR HÜNKÂRIM.” cevabı ile sanki bir bomba düşer! Herkes Yavuz’un gazabını düşünerek titremeye başlar!
Yavuz;
“Bre Piri, bizden korkmaz mısın? Bilmez misin biz KELLE alırız!” diye kükrer.
Cevap da saygılı ama aynı cesur tonlamayladır;
“Haşa Hünkârım... Yüreğimizi Allah korkusu, öylesine kaplamıştır ki başka bir korkuya asla yer yoktur...”
...Yavuz Sultan Selim Han Piri Mehmet Paşa’yı SADRAZAM olarak görevlendirir.
ADALETİN GELDİĞİ NOKTA
Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar. Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır:
- Ayşe Hanım beni tanıyor musunuz?
Yaşlı teyze cevap verir;
- Ah evet Avukat Bey sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum. Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız. Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz, 2 lira fazla kazanmak için herkesi satarsınız.
Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur.
Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar:
Peki Ayşe Hanım, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?
Kadın yine cevaplar;
Elbette tanıyorum. Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım. Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir. Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor.
Yine herkes şokta.
Bütün salonu bir uğultu kaplar.
Hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır ve ikisine de eğilmelerini söyleyerek kulaklarına şunu fısıldar:
- Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız anam avradım olsun ikinizi de harcarım.
HIRSIZLAR
Amerika’nın New York şehrinde bir soygun sırasında hırsız banka içindeki çalışanlara bağırdı:
Kıpırdamayın! Para devletin, hayatınız da sizindir.
Yani herkes sessizce uzansın.
“Buna anlık akılla ikna denir.”
Hırsızlar çalmayı bitirince üniversite mezunu olan en genç hırsız, ilkokul mezunu en yaşlı olan hırsıza dedi ki: Reis kaç para aldık sayalım.
Liderleri olan yaşlı hırsız bozuldu ve ona dedi ki: Aptal mısın? Bu çok para ve saymamız uzun sürer, bu gece ne kadar para çaldığımızı haberlerden öğreneceğiz!
“Bunun adı tecrübe.”
Hırsızlar bankadan çıktıktan sonra banka müdürü şube müdürüne, hemen polisi ara dedi. Ama şube müdürü ona dedi ki: Bekle 10 milyon dolar alıp kendimize saklayalım daha önce zimmetimize geçirdiğimiz 70 milyon doları da ekleyelim.
“Buna akışına yüzmek ve durumu lehine çevirmek denir.”
Banka müdürü dedi ki: Yani her ay soygun olsa çok iyi olur...
“Ve buna çok ileri gitmek denir.”
Ertesi gün haber ajansları bankadan 100 milyon dolar çalındığını bildirdi!
Hırsızlar parayı tekrar tekrar saydılar. Her seferinde miktar 20 milyon dolardı. Hırsızlar çok sinirlendi. 20 milyon dolar için hayatlarını riske attılar.
Banka müdürü suya sabuna dokunmadan 80 milyon dolar aldı.
Maskeli hırsız ile kravatlı hırsız arasındaki fark bilgiydi.
“Bunun da adı bilgi altına eşittir.”
Banka müdürü milyoner olduğu için gülümsüyordu. Borsadaki tüm kayıplarını bu soygunla telafi etmişti.
“Bunun adı da risk almaktır.”
Gerçek hırsızlar çoğunlukla yüksek rütbeli olanlardır.
Ama “hırsız” olarak tanınanlar hep ev ve cüzdan hırsızları olacaktır...

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?