ANEKDOTLAR (4)
BIST 100
12.899,35 0,09%
DOLAR
48,9217 0,06%
EURO
55,7812 0,06%
GRAM ALTIN
6.740,80 0,33%
BITCOIN
83.853,00 -0,02%
FAİZ
40,24 0,45%
GÜMÜŞ GRAM
101,18 0,84%
GBP/TRY
64,8326 0,13%
EUR/USD
1,1391 0,10%
BRENT PETROL
97,48 -3,31%
ÇEYREK ALTIN
11.021,21 0,33%
Hatay Açık
Hatay hava durumu
22 °

ANEKDOTLAR (4)

adil-cetin

Dubai’nin kurucusu Şeyh Rashid’e ülkesinin geleceğini sordular, o da şöyle cevap verdi: “Dedem deveye bindi, babam deveye bindi, ben Mercedes sürdüm, oğlum Land Rover sürdü ve yeğenim Land Rover sürecek ama büyük torunum deveye binmek zorunda kalacak...”
Bu neden?
“Zor zamanlar güçlü insanlar, güçlü insanlar kolay zamanlar yaratır. Kolay zamanlar zayıf insanlar yaratır, zayıf insanlar zor günleri yaratır.”
Pek çok kişi anlamaz ama sen asalak değil savaşçı yetiştirmelisin...
Tüm gün uyuyan çocuğunuza her şeyi bedava verdiğinizde aynı şey. Evde bir kaybeden yetiştiriyorsun.

***

SÜRÜ OLAMAMAK

Rivayet bu ya. Bir gün köpekler âleminin ileri gelenlerinden birkaçı bir araya toplanmışlar.
- İnekler tek tek doğurur, sonunda sürü olurlar.
- Koyunlar doğurur, sonunda sürü olurlar.
- Keçiler ha keza yine doğurup sürü olurlar.
- Hâlbuki biz bir doğurmada 7-8 tane doğururuz ama buna rağmen neden sürü olamıyoruz diye tartışmışlar.
Ama bir çözümünü de bulamamışlar.
Sonunda karar vermişler, demişler ki:
- Yahu bizim şu yaşlı; aklı başında koca köpeğe gidip bir soralım deyip yola koyulmuşlar.
Yaşlı köpeğin yanına gelip durumu anlatmışlar ve “Biz neden sürü olamıyoruz, birlikte hareket edemiyoruz.” demişler.
Yaşlı köpek:
- Sizin her biriniz her kuçu kuçu diyenin peşinden gittikçe, her biriniz her atılan kemiğin peşine takılıp gittikçe ve de her biriniz yalağa dökülen bir kap yalın yalağına dolanıp; yalağı bekledikçe nasıl sürü olacaksınız demiş.

***

KIRK YILLIK KANİ, OLUR MU YANİ?

Müslüman Türk müezzin, mahallesindeki bir Hıristiyan papazın kızına âşık olur. Kızı babasından istemek için hatırı sayılır kişileri dünür gönderir. Papaz, kızını vermeyi kabul eder. Ancak bir şartla: Müslüman müezzin Kâni Efendi, Hıristiyanlığı kabul ederse.
Ne yapsın Kâni Efendi? Papazın şartını kabul ettiğini bildirir. Hıristiyan âdetlerine uygun olarak, önce kilisede Kâni Efendi vaftiz edilerek Hıristiyanlaştırılacak, sonra aynı kilisede nikâh kıyılacaktır.
Kâni Efendi, vaftiz töreniyle Hıristiyan yapılırken, Müslüman adı olan Kâni ismi de kafiyeli bir isimle değiştirilir. Yani Efendi adını alır. Vaftiz yapanlar, Kâni Efendi’yi kol ve bacaklarından tutup sallayarak “Eskiden Kâni idin, şimdi oldun Yani” sözleri eşliğinde havuza atarlar. Kâni Efendi, yeni ismiyle papazın kızıyla nikâhlanır. Artık evlilik gerçekleşmiştir. İstanbul’da o kış çok soğuk geçer. Boğazın suları donmuştur. Hıristiyanların vejetaryen orucu da kışa rastlar. Et yemedikleri için zayıf düşerek hastalanırlar. Yani Efendi’nin kayınpederiyle akrabaları, damatlarından yardım isterler: Sen eskiden Müslüman’dın, balıkçılar arasında tanıdığın vardır. Bize balık bul da et gıdamızı alalım!.. Yani Efendi, bu fırsatı kaçırmaz. Onları yemeğe davet eder. Yemekte balık yeneceğini de haber verir. Sofralar hazırlanır. Herkes oturur, ancak sofraya kızarmış tavuklar getirilir. Papazlardan bir itiraz başlar:
- Yani Efendi, sen bilmez misin ki, biz bu ayda tavuk yemiyoruz. Hani bize balık yedirecektin?
Yani Efendi, sofraya getirilen etin tavuk değil, balık olduğunu söyler.
Papazlar sorar:
- Bunlar balık değil, tavuk. Hiç olur mu tavuktan balık?
- Ben onları vaftiz ettim, onlar şimdi balık, der Yani Efendi!..
Papazlar yine itiraz ederler:
- Hiç vaftizle tavuk, balık olur mu?
Kâni Efendi taşı gediğine koyar:
- Bir yıllık tavuklar vaftizle balık olmazsa, kırk yıllık Kâni, olur mu Yani?

***

ANNE KALBİ

Delikanlının biri, katı yürekli bir kızı kara sevda ile sever ve onunla evlenmek ister. Ancak katı yürekli kız, korkunç bir şart ileri sürer:
- Sevgini bana ispatlamak zorundasın. Bunun için de köpeğime yedirmek üzere, bana, annenin kalbini göğsünden çıkarıp getireceksin, der.
Delikanlı, tüyleri ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırır. Uzun bir tereddüt geçirir. Ama sonunda hislerine yenilir. Annesini öldürmeye karar verir.
Annesi, belki de durumu fark ettiği için oğluna fazla direnmez ve çocuk, onu öldürerek kalbini çıkarır, bir mendile koyar.
Delikanlı, kızın isteğini yerine getirmiş ve artık evlilik için bir engel kalmamış olmanın heyecanıyla yolda koşarken ayağı bir taşa takılır. Kendisi bir tarafa, mendil içindeki kalp bir tarafa fırlar.
Canının acısından ağzından ister istemez “Ah anneciğim!” sözleri dökülür.
Annesinin tozlara bulanan ve hâlâ soğumamış olan kalbinden bir ses yükselir:
- Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?