Kırıkhan Olay Gazetesi

“Tizinde bir güzel”OĞULPINAR’da BİR GÜN

“Tizinde bir güzel”OĞULPINAR’da BİR GÜN
A.VASİ KÖSE
A.VASİ KÖSE( avasikose1@gmail.com )
09 Eylül 2019 - 8:07

Hatay’ın Reyhanlı ilçesine bağlı sınır köyüne gitmek isteğiyle yer belirlerken, Reyhanlı Meslek Yüksek Okulu Müdürü eğitimci arkadaşım Hüseyin Celil’den gelen telefon tam da istediğimiz bir yeri bildirdi. Oğulpınar adıyla bilinen bu köyün özelliği, Hatay’ın büyük aşiretlerinden Şanverdi aşiretine ait bir köy olması idi. Hava kapalı. Yağmur yağacak sanırsınız. Basık ve sıkıntı veren sıcaklık, toz bulutu Erol ve Mehmet’i tedirgin ediyor. Gidip fotoğraf çekemeden gelmek de var sonuçta. Erol ve Mehmet’in çalışmak üzere Antakya’ya geldiklerinin birinci günü Antakya sokaklarında lezzetler peşinde koşmaktan bir hal olduk. Hele Mehmet Tanrıverdi’nin arada bir Künefe krizine girip “Künefe mi yesek, ne yesek?” demesi yok mu? Beni delirtiyor! Sigarayı bırakmam nedeniyle aldığım kilolar bana sıkıntı veriyor, lezzet karşısında ise dayanamıyorum. Arabanın yönünü Reyhanlı ya çevirdik. Antakya’dan Reyhanlı’ya eskiden dar bir yoldan gidiliyordu. Şimdilerde Cilvegözü sınır kapısının yoğunluğu, Suriye ile vizenin kalkması, yolun genişletilmesine neden olmuş gibi. Eskiden Demirköprü’nün içinden geçerdik. Tayinat-Açana arasından geçen yolun çevresindeki geniş, güzel tarlalar pamuk tarımı için hazırlanıyor. Samsunluların İskan edildiği Tayfur Sökmen’den geçtik. Eski adı Horlak mıydı, neydi. Karadeniz kıyılarından Akdeniz yakınlarına, kuzeyden güneye uzanan hayatlar.,. Burayı da notlar arasına alalım. Bir gün buraya da gelelim. Reyhanlı’ya yaklaştık. Asfaltın sağında sınır telleri kıvrım kıvrım uzanıyor. Tellerin ardında Suriye arazileri uzanıyor. Zeytinlikler ve çalışan Suriyeliler… Sağımızda Yenişehir gölü. Açlık saati çalıyor. Göl Gazinosu’nun cam kenarına oturduk. Kemiksiz tavuk şiş. Öksüz doyuran mübarek. Bir porsiyonla iki kişi doyabilir. Göldeki minik balıklara ekmek attık. Kalktık. Hüseyin beyin yanına gittik. Oğulpınar köyünden Ahmet Şanverdi’yi aradı. Biraz sonra iki araba Reyhanlı’nın ara sokaklarından Oğulpınar’a doğru yola koyulduk. Oğulpınar köyü Reyhanlı’ya 5 km mesafede, Cilvegözü sınır kapısının kuzeyinde bir sınır köyü. Nüfusu yaklaşık 1000 kişi. Fransız işgal döneminin son dönemlerinde kısa bir dönem İbrahim Haneno Hükümetine bağlı kalmış, ancak daha sonra burada yaşayanlar Türk tarafını tercih etmişler. Büyük bir Arap aşireti olan Şanverdiler bu nedenle Şanverdi soyadını almışlar. Bugün Reyhanlı ve çevresinde 5 – 6 bin civarında nüfusa sahipler. Sınır belirlenirken Oğulpınar adı verilen köyün Arapça adı ise Tizin. Tizin adını Karacaoğlan şiirlerinden hatırlıyorum. Karacaoğlan Reyhaniye’nin Tizin köyünde gördüğü bir Arap güzelin peşinden koşar. Diğer sevdikleri güzeller gibi. Nagehan geçerken uğradı yolum, Tizin’de bir Arap güzeli gördüm, Ben su istedim o sofra gönderdi, Tizin’de bir Arap güzeli gördüm. Köyde sayıları oldukça azalmış, terkedilmiş eski taş evlerden biri. Eski, tarihi bir köy beklerken, betonarme bir köye girdik. Sokakları parke taşı döşenmiş. Temiz, düzenli. En yükseğinde de yenilenmiş bir cami ve minaresi görünüyor. Köyün ihtiyarları ile karşılaştık. Hal hatır sordular, biz de saygı ve sevgilerimizi ifade ettik. Metruk, taş evde yalnız yaşayan Abdulhamit amca (sol sayfada). Evin her köşesini değerlendirmiş, tertemiz pırıl pırıl. Kullanılmayan odaların çatısını açmış, tabanlarında delik açıp zeytin dikmiş. Şirin mi şirin, pir-u pak bir amcayla tanıştık. Abdulhamit Yumuşak. 80 yaşında. Bizi evine götürdü. Taş ev. Yıkıldı yıkılacak. Ön cephesinde iki mühür var. Arapça yazılı. “Beyt-ül Şeyh” derlermiş eve. Köyün en merkezi yerinde bulunan bu ev çok eski yıllarda köyün, daha doğrusu aşiretin toplanma, köyün ihtiyar heyetinin, akil adamlarının aşiretle, köyle ve toplumla ilgili karar aldıkları yer imiş. Abdulhamit amca bize evi gezdirirken kendisine hayran kaldık. Boş evin her köşesini değerlendirmiş. Tertemiz. Her karış toprağa birşey ekmiş. Toprakta bir tane fiske göremezsiniz. Boş odaların çatısını açmış, kimine toprak taşıyıp sebze ekmiş, kiminin de zemininde oyuk açıp her odaya bir zeytin fidanı dikmiş. Bir evi gösterdiler Hüseyin Şanverdi’ye aitmiş. 150 – 200 yıllık evlerden 5-10 tane kalmış. Kültür Müdürlüğü bu köydeki evleri ve birazdan gezeceğimiz mağaraları koruma altına almalı. Köyün zemini mağaralarla dolu. Beş – altı tanesi hâlâ kullanılıyor. Köylüler bu mağaraları hayvan barınağı olarak değerlendiriyorlar. Aşağıya doğru düzenli basamaklar yapılmış. Taşlarla örülü 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.