
Türk milliyetçiliği, Türk milletini sevmek, korumak, yüceltmek ve yükseltmektir. Bu, Türk milletinin maddi ve manevi değerlerine sahip çıkmaktır aynı zamanda. Türk milletini meydana getiren insanların şahsiyet sahibi olmasını savunur ve insan sevgisine dayanır. Önceliği Türk milletinin ve onun oluşturduğu Türk devletinin çıkarlarıdır, geleceğidir.
Türk milliyetçiliği, tıpkı bir arının her çeşit çiçekten topladığı polenlerden oluşturduğu bal gibidir. Yani Türk milliyetçiliği geçmişten bugüne kadar Türk milliyetçisi fikir insanlarından, devlet adamlarından, manevi önderlerinden gıdasını alarak olgunlaşıp şekillenmiştir. Tek kaynaktan beslenmemiştir. Zaman içerisinde gelişe gelişe günümüze gelmiştir.
Türk milliyetçiliği, başta fikir insanları İsmail Gaspıralı, Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ord. Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal, Zeki Velidi Togan, Hüseyin Nihal Atsız, Prof. Dr. Mümtaz Turhan, Prof. Dr. Osman Turan, Dündar Taşer, Galip Erdem, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, S. Ahmet Arvasi, Prof. Dr. Erol Güngör, Prof. Dr. İskender Öksüz; devlet adamı olarak Atatürk, Alparslan Türkeş olmak üzere çok sayıda değerli şahsiyetin fikir, emek ve gayretleriyle toplumda karşılık bulmuş ve yaygınlaşmıştır. Türk milliyetçiliğinin kilometre taşları diyebileceğimiz bu değerli şahsiyetlerin Türk milliyetçiliği anlayışına büyük katkıları olmuştur. Türk milliyetçiliği, adeta bir meyve gibi olgunlaşa olgunlaşa bugünkü halini almıştır.
Türk milliyetçiliği aynı zamanda Türkiye dışındaki Türklerle de ilgilenmeyi icap ettirir. Onların en azından her türlü esaretten kurtulmasının ve insanca yaşamalarının gayretini güder.
Türkçülük de Türk milliyetçiliği de aynı anlamda kullanılmaktadır. Yani Türkçülük demek Türk milliyetçiliği demektir.
Her milletin milliyetçiliği öncelikle kendi toplumunun menfaatlerini düşündüğü için diğer milletlere ve milliyetçiliğine mesafelidir. Bu hâl sömürüye ve emperyalizme karşı bir duruşu gerektirir. Dolayısıyla emperyalizmin her türüne karşıdır. Her türlü emperyalizm de Türkiye’de Türk milliyetçiliğinin gelişmesini ve Türk milliyetçilerinin büyümesini istemez. Türkiye’de gözü olan emperyalistler önlerinde engel olarak Türk milliyetçilerini görürler. Tıpkı Sovyetler Birliği’nin Türkiye’de rejim değiştirmek ve emellerine nail olabilmek için Türk milliyetçilerini, ülkücüleri hedef seçmeleri gibi. Zira “sivil direnişi kıramadık” dedikleri Türk milliyetçileri ve ülkücülerdi. Amerikan emperyalizmi de sık sık darbelerle Türk milliyetçilerini hedefe koydu. 1944’de, 1960’da, 1980’de hep Türk milliyetçileri ezilmiştir. Son zamanlarda da Türk milliyetçileri şöyle veya böyle, şu gerekçeyle bu gerekçeyle paramparça edilmişlerdir.
Türkçülük ve Türk milliyetçiliğiyle ilgili bazı açıklamaları aşağıya alıyorum:
*
“Şu kadarını belirtmeliyim ki, ben her şeyden evvel bir Türk milliyetçisiyim! Böyle doğdum, böyle öleceğim! Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım vardır!.. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım... İnanıyorum ki Türk birliği kurulduğu gün, Türk milleti yüksek medeni kabiliyetine yeniden ulaştığı gün bizler için büyük bir bayram olacaktır.
Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk Milliyetçisiyiz; cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.
Gençliğin çalışkan, hassas ve milliyetçi yetişmesi esas dileklerimizdendir.
Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.” (Atatürk)
*
“Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir.
Millet, ne ırkî, ne kavmî, ne coğrafî, ne siyasî, ne de iradî bir zümre değildir. Millet; lisanca, dince, ahlâkça ve bediîyatça (güzel sanatlarca) müşterek olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden mürekkep bulunan (oluşan) bir zümredir. Türk köylüsü onu “Dili dilime uyan, dini dinime uyan.” diyerek tarif eder. Filhakika (gerçekten), bir adam kanca müşterek bulunduğu insanlardan ziyâde, dilde ve dinde müşterek bulunduğu insanlarla beraber yaşamak ister. Çünkü insanî şahsiyetimiz bedenimizde değil, ruhumuzdadır.
Türkçülükle Turancılığın farklarını anlamak için Türk ve Turan zümrelerinin (topluluklarının) hudutlarını ta’yin etmek (belirlemek) lazımdır. Türk, bir milletin adıdır. Millet, kendine mahsus bir harsa mâlik olan (sahip olan) bir zümre demektir. O hâlde, Türk’ün yalnız bir lisanı, bir tek harsı olabilir.
Türkçülüğün uzak mefkûresi (ideali) ise Turan’dır. Turan kelimesi, Turlar, yani Türkler demek olduğu için, münhasıran (özellikle) Türkleri ihtiva eden (içeren) câmiavî (topluluğa ait) bir isimdir. O halde Turan kelimesini bütün Türk şubelerini ihtiva eden (içeren) büyük Türkistan’a hasretmemiz (mahsus kılmamız) lazım gelir.” (Ziya Gökalp)
*
“Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin adıdır. Kelimenin sonundaki ek, yerine göre mensupluk, sevgi, taraftarlık gösteren bir ektir. Türkçülük de Türk sevgisi ve taraftarlığı demek olduğuna göre, kelime yerinde kullanılmıştır. Başka milletlerin Türk taraftarlığı ve Türk sevgisi bu kelime ile ifade olunamaz: Zaten başka milletlerin Türk’ü sevmesi de gerçekten bir sevgiye değil, geçici bir nezakete, çıkara, siyasî zaruretlere işarettir. Türk’ü gerçek olarak, Türkten başkası sevmez.
Türkçülük bir ülküdür. Ülküler, milletlerin manevî gıdasıdır. Ülküsüz milletlerin en talihlisi dahi silik ve sönük kalmaya mahkûmdur.
Ülküler, gerçekle hayâlin karışmasından doğmuş olan, düne bakarak yarını arayan, milletlere hız veren ve uğrunda ölünen büyük dileklerdir. Milletler, ölebildikleri kadar yaşama hakkına sahiptirler.” (Atsız)
*
“Türk milliyetçiliği, Türk milletine karşı beslenen derin sevgi, bağlılık duygusunun, müşterek bir tarih ve müşterek hedeflere yönelme şuurunun ifadesidir. Türk milliyetçiliği insanî duygularla beslenen bir anlayıştır. Türk milliyetçiliği kin ve garazı esas almayan, sevgiyi esas alan bir düşünce tarzıdır. Milliyetçilik; milletini sevmek, vatanını sevmek ve milletinin tehlikelere karşı korunması için her fedakârlığı göze almak duygusu ve düşüncesidir. Türk milliyetçiliği bütün Türkleri kardeş sayan bir düşüncedir. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan ve kendisini Türk milletinin bir mensubu kabul eden herkesi kardeş sayan bir düşünce ve görüştür.
Türk milliyetçiliği Türk milletinin gözüyle olayları görmek ve değerlendirmek zihniyetini ifade etmektedir. İster Türkiye içinde olsun, ister Türkiye dışında olsun, cereyan eden her olayın Türk milletine zarar getirmemesini istemek, düşünmek ve bunun için çalışmak duygusu ve şuuru, Türk milliyetçiliğinin bir başka ifadesidir denilebilir. Bunun yanı sıra Türk milletinin gerek Türkiye’de meydana gelen gerek Türkiye dışında meydana gelen olaylardan azamî ölçüde yararlanmasını istemek, meydana gelen her olayın Türkiye’ye azamî ölçüde yarar sağlamasını düşünmek ve bunun için çaba harcamak da Türk milliyetçiliğinin bir gereği olarak görülmelidir.
Savunduğumuz milliyetçilik, insan sevgisine dayanan demokratik milliyetçiliktir. Demokratik milliyetçiliği reddeden her sisteme karşıyız. Türk milletini sınıf veya mezheplere, halklara veya bölgelere bölen, Türk milletini “Türkiye halkları” sloganı altında parçalamak isteyen yabancı ideolojileri şiddetle reddederiz. Totaliter sosyalizmin, komünizmin, sömürücü kapitalizmin ve her çeşit faşist sistemin amansız düşmanıyız. Bölücü unsurlara, antropolojik ırkçılığa, mezhepçilik ve bölgeciliğe inanmıyoruz. Nazist ırkçılığın, komünist halkçılığın, mezhepçiliğin, emperyalist coğrafyacılığın karşısındayız. Milliyetçilik ülkümüz, millî devlet fikrine inanır, her millî devletin, eşitlik ve bağımsızlığına, ülke ve millet bütünlüğüne saygı duyar, her türlü saldırgan ideolojiye, sosyalist ve kapitalist emperyalizme karşıdır.” (Alparslan Türkeş)
*
“Esir Türklerin bağımsızlık dâvası, Türkiye’nin yüzde doksandokuz buçuğunu ilgilendirmek durumundadır. Öyle ki, soydaşlığı reddedenler din birliğinden, dindaşlığı reddedenler soy birliğinden, ikisini de reddedenler insanlık gayretinden ötürü Rus ve Çin mahkûmu Türkler hesabına en azından üzülmek ve duygularını belirtmek mecburiyetindedirler.” (Galip Erdem)
*
“Milliyetçilik, Türk Milletini, sahip olduğu bütün millî değerleri ile beraber, ebediyete kadar yaşatma ve yüceltme öyküsüdür. Kendini kayıtsız-şartsız bir ülkeye adayanlara da milliyetçi denir.
Milliyetçilik, milletin teşekkülünü sağlayan soy, kültür, töre, din ve tarih gibi mânevî unsurları şuurlu olarak benimsemek, milleti ve ona ait bütün değerleri şuurlu olarak sevmek ve bunları koruyup yüceltmeye çalışmaktır.” (Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu)
*
“ “Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi’nin gayesi, Türk Milleti’nin, onu tarif eden değerle birlikte, ebedi bekasıdır.” şeklinde vermek daha doğru olurdu. Müştereklerin korunması ve müştereklerdeki eksikliklerin giderilmeye çalışılmasına muhafazakârlık diyoruz. Türk Milliyetçisi, Türk Milleti’nin dil, din, kültür, soy, vatan, tâbiyet, ülkü, tarih, menfaat birliğini korumaya, eksik olan birlikleri kurmaya dikkat ederek Türk Milleti’nin ebedî bekasını temin edecektir.” (Prof. Dr. İskender Öksüz)
*
“Ben Afrika’nın ortasında bir zenci olarak doğsaydım yine Türk milliyetçisi olurdum çünkü ben Amentü’ye iman ettiğim gibi iman ediyorum ki Türk milletinin de İslam âleminin de mazlum milletlerin de kurtuluşu Türk milliyetçilerindedir, Türk İslam Ülküsündedir.” (S. Ahmet Arvasi)
*
“İnsanları sevmek, onlara hizmet etmeyi gerektirir; bu hizmetin de medeniyetçi olan bir milliyetçilikten daha başka bir yolda yapılabileceği şüphelidir.
Bütün milliyetçilik hareketleri zorunlu olarak halkçı olmakla beraber, programında halkçılık bulunan bütün siyasi cereyanlar milliyetçi değildir” (Prof. Dr. Erol Güngör)


